Chat

efsane.2710: selmun aleyküm
Barakoglu: a.s. efsane
efsane.2710: has just logged out.
BarakEvi: has just logged in.
BarakEvi: barak isyerinde balkon yokki! kun je net zo goed thuis blijven....
BarakEvi: neyse agam...1 ay sonra sen yinede Barakevine gel...alem neymis sana gosterim!! hele bi yoh
BarakEvi: has just logged out.
Barakoglu: Teklifin icin sagol Barakevi, biz ozmana kadar elektri mangal ile idare ederiz barakisyerinde
Barakoglu: Birazda gevrek gevrek tavuk kanatlari yiyelim ozeldik yav
Barakoglu: Gerci bu gidisle tek basima yiyecegim, diger hayirsizlardan ses soluk yok
Barakoglu: Hepsinede ceza verip 5 saat boyunca durmadan Mizarli Mehmedin sari kiz sarkisini tekrarlaya tekrarlaya calip dinleticim
Barakoglu: Yoksa biz bunlari alemci yapamiycik agam, neymis cumaertesi olmasinda cuma falan filan, cuma gunude geliyler saat 12 olmadan
Barakoglu: uyuklamaya basliylar leyla oliylar eve gitmek istiyler
Barakoglu: Baraka alemlerini her yigit tasiyamaz, once 1 sene antepde staj gormeleri lazim
Barak Yolcusu: has just logged in.
bayram27: has just logged in.
bayram27: has just logged out.
bayram27: has just logged in.
bayram27: marhaba arkadaşlar
bayram27: DEZEMOĞLU MARHABA
bayram27: BUGÜN YİNE EPEY YAZDIM
bayram27: ANCAK BEĞENİRMİSİN BİLMEM
bayram27: ŞİİR VE TÜRKÜLERİN GERÇEK SÖZLERİ
bayram27: has just logged out.
Barakoglu: Bayram katkilarin icin sagol okuyorum su an
Barakoglu: Sende olmasan hic kimse yazmiyacak vallahi
Barakoglu: DAH DEMEDEN YÜRÜMEZSE AT BİR TAS SU VERMEZSE EVLAT BİRDE DIRDIR OLURSA ARVAT ÖLÜYÜ NEDİCİN GİR AĞLA ÇIK AĞLA
Barakoglu: Oyle agam oylede ozaman niye agliyak, aglamaya hic deymezmis ozman
Barakoglu: Barak Yolcusu sesin solugun niye cikmiy hayirsiz kardas ?
Barak Yolcusu: Jooooah
Barak Yolcusu: ben halen tallisim agam
Barak Yolcusu: hafta sonnu oldugu icin patronlar 1 tane bira icme izni verdi, Icmeye kiyamim biter niye
Barakoglu: iyi iyi afiyet olsun abisi, biz burada su icek sen biralari gotur aferim sana nasil bogazindan geciy ?
hasanaga: has just logged in.
hasanaga: selam agalar
hasanaga: barakoglu ordamisin
Barakoglu: a.s
Barakoglu: proooooooooosst
hasanaga: ne yapiyorsun hareket nezaman
hasanaga: prooosssstttttt
Barakoglu: ben hareketliyim sizleri sormali
Barakoglu: kimseden ses soluk cikmiy
hasanaga: iyidir sen ne yapiyorsun
hasanaga: milleti durtmek lazim
Barakoglu: ben artik durtmekten yoruldum
hasanaga: yarin gidiyormusun
Barakoglu: vallah biseyler yapsak kotu olmaz
hasanaga: yarin dogum gunumu vardi
Barakoglu: kimin ?
hasanaga: gecen hafta oyle diyordu sizin zenci
Barakoglu: bak ben unutmusdum bile he yav adamada soz verdik
hasanaga: asikmisin
hasanaga: gidecekmisin
Barakoglu: yok sarhosum
hasanaga: hahahaa
hasanaga: sen gidecekmisin
Barakoglu: giderim herhalde yav, ayip olur yoksa
Barakoglu: sen ?
hasanaga: pek degil aslinda
Barakoglu: niyen ?
hasanaga: adam bizle pazarlik yapti turk muzigi yok diye
hasanaga: ben barak dinlemeden yasayamam
hasanaga: benim her saniyem barak
hasanaga: aloooooooooooooo
Barakoglu: bizde ipodu getirir kullakcaliga baglar krizimiz tutunca barak havasi dinleriz kimseyi rahatsiz etmeden
hasanaga: baskasiyla ugrasmayi birak
hasanaga: hahahaha
hasanaga: gitmek istiyormusun sen
hasanaga: ben daha hastayim iyi olursam gelirim
Barakoglu: bilmiym bir soruym
hasanaga: kime
Barakoglu: he gidebilirim
Barakoglu: oy birligi ile kararverildi :-)
hasanaga: bakiyorumda baska yerlere sormaya basladin
Barakoglu: ayip ediyn, yanimda kimler var bir bilsen....
hasanaga: kim var yaninda
Barakoglu: sarisininimi sorarsin esmerinimi of of ... yav benim isim zor karar vermiym
Barakoglu: sarisininimi sorarsin esmerinimi of of ... yav benim isim zor karar vermiym
hasanaga: hahahahaha
hasanaga: tek tabanca
Barakoglu: saka bir yana, yarin gideriz
hasanaga: gec olmasaydi gelir bir kahve icerdim
Barakoglu: adam bizi 15.30da bekliymis zor yetisiriz
hasanaga: o saatte benim motor dersim var
hasanaga: saat 4 de
Barakoglu: Bir bakak cetin kacta gidicek, herhalde bizim gec gelecegimizi soylemisdik kendisine
hasanaga: kahvaltiyami gidiyoruz kardesim
hasanaga: baktik olmuyor ordan herkez sana kayar
Barakoglu: he yav, biz 19,00 siralarinda gider iki saat oturur barakisyerine gideriz
Barakoglu: Gordugun gibi barakevi 1 ay kapali
hasanaga: yarin ola hayir ola sen yada ben hastaneye acile dusmezsek insallah
Barakoglu: pasanin emri bir sonra acilsin diymis
Barakoglu: pasanin emri, bir AY sonra acilsin barakvi diymis
hasanaga: agam acilmasada ne yapak olekmi agam
hasanaga: bende sende kalirim beraber kaliriz
hasanaga: yatak varmi
Barakoglu: BarakEvi: 07-12-2008 tarihinde yine alemimiz var
Barakoglu: BarakEvi: bu kez bi kemancimi Çagirsak yav?
hasanaga: olabilir
Barakoglu: Bende yatak yok amma bol boll sandalya var birine duser yatarsin
hasanaga: erken soyleseydin yanina ge;irdim
Barakoglu: he he cok duyduk bu laflari
hasanaga: sana dun dedim
Barakoglu: sanki saat 04.00 gibi konustun
hasanaga: haha
hasanaga: sen zaten kafayi bulmussun simdi senlemi ugrasak
Barakoglu: benim sarhoslugum cekilmez
Barakoglu: geleni gideni operim telefonlasirim
hasanaga: yanlizmisin aga
Barakoglu: He yav yapayalnizim dostlarim yalnizim
hasanaga: kaca kadarf ordasin belki ama belki gelirim
Barakoglu: Biraz islerim vardi onlarla ugrasdim
Barakoglu: Yok artik fazla kalmam usta, hem aciktim eve gidip yemek yiycegim hem de uykusuzum uyukluym
hasanaga: benimde gonlum yoktu zaten yanlizsin diye sordum
Barakoglu: iki bardak icsem ali gibi duser uyurum vallah
Barakoglu: Biz yarine saklayak enerjimizi
hasanaga: neyse yaringorusuruz
hasanaga: alo deriz
hasanaga: ok
Barakoglu: Oyle yapak, motordan dusme.
Barakoglu: hoscakal
hasanaga: ok ammi ogluna guven yakinda arkamda gezersin
hasanaga: by
Barakoglu: insallah, bay, sbs6 da dominoday var bakiysan bak
hasanaga: has just logged out.
Barakoglu: has just logged out.
Mike Hammer: has just logged in.
Mike Hammer: has just logged out.
BarakEvi: has just logged in.
BarakEvi: YEAH................
BarakEvi: has just logged out.
Barak Yolcusu: has just logged in.
aliseyit: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
lightber: has just logged in.
lightber: selamlarr:smile:)
tilmiyenli: has just logged in.
tilmiyenli: slm
Barak Yolcusu: has just logged in.
Barakoglu: trang trang trang
Barakoglu: Selam Barakcilar
Barakoglu: Haftasonunu simdiden dusunun ne yapicaginizi
mustafa: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
nedensiz27: has just logged in.
nedensiz27: slm millet
nedensiz27: slm millet
nedensiz27: kimse yokmu
nedensiz27: kimse yokmu
Derin Barak: has just logged in.

Sponsorlarimiz

Karkamışın Tarihi

Döne Gelin
Döne Gelin kullanıcısının resmi
Posts: 9
Joined: 2008-02-04

Kaynak: Karkamış Belediyesi

Karkamış’ın iki yüzü vardır. Birincisi tarihin derinliklerinde yer almış, uygarlıklara, savaşlara ve saldırılara sahne olmuş, belgeleri ve izleri ile tarihe ışık tutmuş eski Karkamış. Diğeri onun devamı olan ve eskinin mirasına sahip şimdiki yani günümüzdeki Karkamış.

Eski Karkamış Fırat nehrinin akış yönüne göre nehrin hemen sağında kurulmuş, daha sonra belirlenen Türkiye-Suriye sınırının Fırat'la kesiştiği üçgenin köşesinde yer alır, artık mayınlanmış o saha içerisinde maziyi andıran bir tümsek yığını gibi dünden bugüne, çağlar ötesinden günümüze ışık tutar. Birçok uygarlık izleri ve kalıntıları bağrında saklıdır, bir iz gibi. Ve derinliğinde daha nice olayların belgeleri vardır, kim bilir. Ve kim bilir kaç kez hükümdarlar, krallar ordularının atları ile buraları çiğnediler, tahrip ve yağma ettiler. Ve eski kent, yıkıla yapıla sonuçta bir tümsek görünümü aldı. Eski ve yeni Karkamış şimdi aralarındaki çok az mesafeyi saymazsak yan yana dururlar.

Eski Karkamış zamanın törpüsü içinde yok olmuş ve belirtildiği üzere bir tümsek yığını haline gelmiş, ne sarayları kalmış ayakta ne de surları. Tarihi değerleri yağmalanmış, heykel ve sanat değeri olan eserler tahrip edilmiş durumda. Kabartma resimli duvarları yerle bir edilmiş ve savaş arabalarını çeken azgın atları, ne aslanları ve ne de kuvvetin simgesi boğaları kalmış artık. Eski kent ölgün bir harabe. Ama tarihe tanık, tarihe ışık tutmuş ve daha derinliğinde birçok gizleri saklar durumda.

Saraylara yapı olmuş taşları merdiven basamakları tarihin ve mazinin birer parçası gibi duruyorlar. Bir şeyler çağrıştırıyor insana dünden bugünlere.

Mezopotamya, Mısır, Anadolu yollarının kavşak noktasında bulunması nedeniyle Karkamış’ın coğrafi konumu tarih boyunca önem arz etmiştir. Bu durum ayrıca Karkamış’ın kesintisiz bir yerleşim alanı olmasını sağlamıştır.

Karkamış’ta Yapılan Kazılar ve Kentin Ortaya Çıkarılması

Kadeş savaşının ve tarihin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş anlaşmasının yapıldığı yer olan Karkamış eski kenti ilk kez 1876 yılında İngiliz Hogatrh tarafından keşfedilmiş, yine bu şahıs tarafından o yıllarda yüzeysel bir araştırma yapılarak çeşitli eserler bulunmuştur.1912-1915 yılları arasında Sir Leonart Vooley başkanlığında Bannet,Lewrenve,Guy’dan oluşan kazı heyeti burada bir dizi kazı yapmış, 1915’ten sonra kazılara ara verilmiş ancak bu yıllardan önce Almanlar sonraları Birinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda işgal gücü olarak bölgeye gelen İngilizler yaptıkları korsan kazılarla kentin birçok değerli eserlerini,kıymetli tarihi vesikaları almış ülkelerine götürmüşlerdir.Böylece Anadolunun diğer yerlerinde olduğu gibi burada da bir tarih yağmacılığı yapılmıştır.Daha sonra 1923 yılında tekrar kazı çalışmalarına başlanarak Karkamış’ın 1.Bin yılı Karkamış krallığı ortaya çıkarılır.kazı sonuçları ve arkeolojik buluntular üç cilt halinde İngilizce olarak “Garkamısh 123” olarak yayımlanmıştır.

Eski Karkamış tarih içinde bir bakıma görevini tamamlayıp da yok olduktan sonra onun batı kısmına bugünkü yeni Karkamış kurulur.Yukarıda da bahsedildiği gibi eski ile yeni yan yanadır.Yeni Karkamış eski ile aynı doğrultuda Fırat'a dökülen Çiftlik çayı üzerine kurulmuş durumdadır.Ve şu andaki idari yapısı da ilçe statüsündedir.Milli mücadele sonunda Suriye ile belirlenen sınırın sıfır noktasında kalmıştır.Yine bu sınır anlaşması eski Karkamış’ın bir kısmını da sınırlarımızın dışında bırakmıştır.

KARKAMIŞ’TA YAPILAN KAZILAR VE ANTİK KENTİN ORTAYA ÇIKARILMASI

Kadeş savaşının ve tarihin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş anlaşmasının yapıldığı yer olan Karkamış eski kenti ilk kez 1876 yılında İngiliz Hogatrh tarafından keşfedilmiş, yine bu şahıs tarafından o yıllarda yüzeysel bir araştırma yapılarak çeşitli eserler bulunmuştur.1912-1915 yılları arasında Sir Leonart Vooley başkanlığında Bannet,Lewrenve,Guy’dan oluşan kazı heyeti burada bir dizi kazı yapmış, 1915’ten sonra kazılara ara verilmiş ancak bu yıllardan önce Almanlar sonraları Birinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda işgal gücü olarak bölgeye gelen İngilizler yaptıkları korsan kazılarla kentin birçok değerli eserlerini,kıymetli tarihi vesikaları almış ülkelerine götürmüşlerdir.Böylece Anadolunun diğer yerlerinde olduğu gibi burada da bir tarih yağmacılığı yapılmıştır.Daha sonra 1923 yılında tekrar kazı çalışmalarına başlanarak Karkamış’ın 1.Bin yılı Karkamış krallığı ortaya çıkarılır.kazı sonuçları ve arkeolojik buluntular üç cilt halinde İngilizce olarak “Garkamısh 123” olarak yayımlanmıştır.

Eski Karkamış tarih içinde bir bakıma görevini tamamlayıp da yok olduktan sonra onun batı kısmına bugünkü yeni Karkamış kurulur.Yukarıda da bahsedildiği gibi eski ile yeni yan yanadır.Yeni Karkamış eski ile aynı doğrultuda Fırat'a dökülen Çiftlik çayı üzerine kurulmuş durumdadır.Ve şu andaki idari yapısı da ilçe statüsündedir.Milli mücadele sonunda Suriye ile belirlenen sınırın sıfır noktasında kalmıştır.Yine bu sınır anlaşması eski Karkamış’ın bir kısmını da sınırlarımızın dışında bırakmıştır.

KARKAMIŞ VE GILGAMIŞ

Eski ve yeni Karkamış’ın bulunduğu coğrafi konum 3637 enlem 3738 boylam arasındadır.Tarihi dayanağı olmamakla beraber söylentilere göre Karkamışın adı Sümerlerin ünlü destan Kralı Gılgamış’tan gelir.Esasen sözcük ve yapı olarak Karkamış ve Gılgamış birbirine yakın iki ad.Bilindiği üzere bu destan baştan sona kadar Gılgamış’ın yaşam mücadelesi,maceraları ve seyahatlarını konu eder.

Uruk Hakimi destana göre Gılgamış bütün ülkeleri dolaşır.Aşağı yukarı Mezopotamya’da gitmediği yer kalmaz.Bu destan kahramanının üçte ikisi Tanrı üçte biri insandır.Taşıdığı silahın ağırlığı ise 300 okkadır.Gılagamış kendisi gibi kahraman olan arkadaşı Engidunüm ölümünden sonra ölüm korkusuna kapılarak Uruktan ayrılarak ölümsüzlüğün çaresini aramaya çalışır.Ve işte bu vesile ile Fırat vadisinde korku;telaş ve gönlü kederli olarak dolaşır bu arada tabletlerde adı Utnapişti olan Nuh’la buluşur,kısaca destandaki ifade şekli ile bir mecnun ve haydut gibi dolaşır durur.

İşte burada,bir varsayım da olsa,bu ünlü destan kralının şimdiki Karkamış’ın bulunduğu yöreye geldiği ve onun adına izafeten kentin bu adla anıldığı bir ihtimal payı olarak insanın aklına gelebiliyor.Ancak hemen belirtelim ki bu varsayımın bir tarihi kanıtı yoktur.Burada şunu belirtelim ki çoğu kez insanlar Karkamış’la Gılgamış’ı aynı kalıp içinde görme yanılgısı içine düşmektedirler.Oysa Karkamış’ın Gılgamış destanı ile direk bir ilgisi yoktur.Bu destan tamamen Sümer kültürünün bir ürünüdür.Daha sonra bütün Mezopotamya’nın ortak bir eseri olmuştur.

Karkamış’ta en az Gılgamış kadar eski,ilkçağ tarihi boyunca bir çok uygarlıklara beşiklik etmiş eski bir kent.Tarih boyunca önemi,Mezopotamya-Anadolu ve kuzey Suriye memleketleri arasındaki kervan yollarının kavşak noktasında bulunmasından ileri gelmektedir.

M.Ö. KARKAMIŞ

Yapılan kazılar neticesinde Karkamış şehrinin daha neolitik devirlerde meskun olduğunu gösteren vesikalar bulunmuştur.Fakat şehrin en parlak çağının M.Ö.2000 yıllarında yaşadığı vesikalarla anlaşılmıştır.Bugün burada küçük taşlar üzerinde çıkan yazıların bir çokları henüz okunamadığı gibi bir kısmının da okunabilmesi için Karkamış’ın 2000 yıl tarihi için Hitit,Mısır ve Mari arşiv vesikalarından faydalanıldığı gibi M.Ö. 1.bin yılının tarihi içinde Urartu Devleti ve Asur İmparatorluğu devri vesikalarına baş vurmak gerekir.

M.Ö. 2000 YILLARINDA KARKAMIŞ

Çivi yazısı vesikalarından Karkamış şehrinin adına ilk defa Mari arşivi vesikalarında rastlanmıştır.Hammurabi devrinde Karkamış’ın Mari’ye tabi bir şehir olduğu anlaşılmaktadır.Yine Hammurabi devrinde Kuzey Suriye’de müstakil şehir krallıklarının mevcut olduğu malumdur.Hammurabi’ nin Mari’ yi zaptettiğini biliyor isek de Babil kralının Karkamış ve Halep şehirlerine karşı durumu bilinmemektedir.

Hammurabi sülalesine son veren Hitit kralı 1.Murşil’in Babil’e giderken Halep gibi Karkamış’ı da zapt etmiş olması kati bir delil olmamakla beraber muhtemeldir.Zira 1.Hattuşil zamanında konu olan”Urşu’nun Muhasarası” metninde Karkamış şehri Halep ve Zarvar şehirleri ile beraber Urşu’nun müttefiki olarak görünüyor.

1.Murşil’in katlinden sonra Hitit sarayında birbirini takip eden saray facialarının yüzünden Hitit devleti tekrardan nüve sahası içine çekilmeye mecbur kaldığı zaman,Hiksos istilasından yeni kurtulan Mısır Firavunları, tehlikenin geldiği Suriye,Filistin yollarının hakimi olma gayesiyle Asya’ya bir çok seferler yapmaya başlamışlar,uzun zaman Mısırlıların hakimiyetinden sonra Karkamış 3. Tutmosustin halefleri kuzey Suriye’ye ehemmiyet vermediklerinden bütün kuzey Suriye şehirleri gibi Karkamış şehri de Mısır hakimiyetinden çıkmıştır.

Zira bu sırada Ön Asya memleketleri yeni bir Hint-Ari göçlerine sahne olmuştur.Bu göçlerin tevlit ettiği karanlık çağda M.Ö.15.asır Mitani devleti hakimiyetini kabul etmiştir.Bunu da Ugarit arşivlerinden öğrenmekteyiz.

Hitit İmparatorluğu Zamanı

Karanlık Çağı takip eden Amarna devrinde,M.Ö.1400-1350 tarihi kaynaklar yeniden akmaya başladığı zaman, yine Hitit devletinin kurucusu 1.Şuppilulluma’nın eski Hitit devletinin kuzey Suriye’deki tarihi haklarını talep ettiğini görüyoruz.Nitekim anelerinde 8 günlük bir muhasaradan sonra Karkamış’ın da zapt edildiğini ve buraya oğullarından Bijassilinin tayin edildiği anlaşılmaktadır.2.Murşil’in Arzawa seferine iştirak etmek üzere yolladığı kuvvetlerin Halep şehrinde Hitit ordusuna iltihak ettiğini daha sonra büyük kral ile beraber Hepat ordusunu kutlamak üzere gitmiş olduğu Gizzwatna da öldüğünü, bunun üzerine 2.Murşil’in yerine onun oğlu Polens Sarrumay’a tayin ettirilen Murşil aneleriyle bilmekteyiz.Boğazköy vesikalarında da Karkamış kralı denilen Tuthalia ile oğlu Halpahis’le bahsedildiği malumdur.

Muvattali zamanındaki Karkamış kralına gelince, bu devirden kalma Hitit vesikaları az olduğu için Karkamış’ın bu devirdeki durumu meçhul kalmaktadır.Ancak Muvattali’den evvelki ve sonraki Karkamış kralının malum olduğundan bu devir için Hitit vesikalarından Karkamış kralı olarak iki isim vardır.Bunlardan birisi Sahurunuva diğeri Tesup’tur.

M.Ö. 1.BİN YILINDA KARKAMIŞ: GEÇ HİTİT DEVLETİ

Karkamış’ın en önemli ve çok iyi bilinen devri Geç Hitit devridir.M.Ö. 1200 yıllarında Anadolu üzerinden bir kasırga gibi göçleriyle gelen Muşki (Frig) lerin istilasına uğramıştır.Anadolu üzerinden bir kasırga gibi geçen ve her tarafı yakıp yıkan Muşkiler,Mısır kralı 3. Ramses’in anlattıklarına(Anadolu’yu baştan başa istila edip benim memleketime dayanan Muşkileri yendim) ve Assur yazılı kaynaklarına göre güneyde ve doğuda Mısır ve Assur’lulara yenilmişlerdir.Muşki istilasından kaçıp kurtulan Hititler Güney ve Güneydoğu Anadolu’ya inerek yeni bir takım krallıklar (Karkamış.Milit=Malatya,Margası=Maraş,Halpa=Halep,Zencirli,Samal,Sakçagözü v.b.) kurmuşlardır.Bu krallıklar içinde en kuvvetlilerini Malatya ve Karkamış teşkil etmekteydi.Bu devirde Karkamış şehrinin etrafı kule ve surlarla çevrili olup. Bir stadel (iç kale) vardır. Şehir gelişmiş,komşu şehir ve krallıklarla ticari ve siyasi münasebetler kurmuştur.

Onuncu asırda Assur vesikalarından Karkamış kralları Sangana ve Pisiris’in son Karkamış Krallarından olduğunu öğrenmekteyiz.Böylece M.Ö. 10.asrın başlarına konulan Tuhas sülalesinin kurucusunu tanıyoruz.Fakat başka bir Karkamış abidesi üzerinde kendisini aynı zamanda “öküzün başı ve ayağı” ideomları ile gösterilen bir şey veren Sasa isimli bir Karkamış kralı daha tanıyoruz.Luhas sülalesi zamanında 6 tane kral başa gelmiş, bu kralları da 2. Luhas’ın yukarıda adı geçen Karkamış Stelinden tanıyoruz.Karkamış şehrinin merdivenli kapısının iki tarafında duran aslanlardan soldakinin üzerindeki kitabe ile de 2.Luhas’ın babası Asutumatimais’e ait olduğu yapılan kazılarla anlaşılmıştır.Aynı surette çıplak tanrıça kabartması üzerindeki kitabenin aynı krala ait olduğu anlaşılmaktadır.Luhas sülalesi içinde inşaat faaliyeti hakkında en çok bildiğimiz olan kral 2.Luhas’ın oğlu Katuvas’tır. Bu kral bizzat kendi kabartmasını yaptırdığı gibi yanında icraatını anlatan bir kitabeyi bırakmayı da ihmal etmemiştir.Karkamış’ta bugün meydana çıkarılan şehir kapılarını Relief’li ortastatlarla tezyin ettiren bu kral ayrıca “Aslanın Fırtına Tanrısı Mabedi”ile meşhur merasim yolunu da inşa ettirmiş ve bir de annesi Anas için bir Hilanı kapı inşaatı yaptırmıştır.

M.Ö.109.Y.Y.

ASUR DEVLETİ

300 sene kadar kudretli bir Geç Hitit Krallığı’nın merkezi olarak hüküm süren Karkamış şehri en son zaman istilacı komşuları Assur’luların sık sık saldırılarına uğramıştır.Saldırılar neticesinde diğer bütün Geç Hitit Krallıkları ortadan kalkmış;Karkamış,Malatya ile birlikte daha bir müddet dayanmasını bilmiştir.Fakat 700 yıllarında en kuvvetli devrini yaşayan Assur Devleti bu iki krallığın da sınırlarını içerisine almayı başarmıştır.Assur kralı Sargon yalnız kral ailesini esir etmekle ve mabetlerdeki bütün altın gümüş eşyayı alıp götürmekle kalmamış,bütün şehir halkını da Deportatine mecbur ederek Karkamış şehrine Assur’luları yerleştirmeyi başarmıştır.Sargon’un halefleri zamanında artık Karkamış’tan bir Assur eyaleti olarak bahsedilmektedir.Bu suretle Neolitik devrinden beri meskun bulunan ve 2.bin yılda Kuzey Suriye’nin en büyük şehirlerinden biri olan Karkamış şehri 1. bin yılda bir taraftan Assur, diğer taraftan Urartu krallarının tazyiki arasında siyasi varlığını Sargon zamanında da koruduktan sonra M.Ö. 7.asırda bir Assur vilayeti haline gelmiştir.

KARKAMIŞ KRALLARI

Tarih içerisinde (M.Ö.) Karkamış’ta yaşayan ve tespit edilebilen en önemli krallar şunlardır:

PAVA ŞARRUMA[ Şuppiluluima’nın torunu ( M.Ö. 1300)]

LUHAS 1 (M.Ö. 960)

ASUTUTAVATİMAİS (M.Ö. 940)

LUHAS 2 (M.Ö. 920)

KATUVAS (M.Ö. 900)

SANGARA (M.Ö. 873-850)

ASTARİS (M.Ö. 820)

ASTARİSİN OĞLU (M.Ö. 800)

ARARAS (M.Ö. 780)

KAMANAS (M.Ö. 722-754)

ASTARUS 2 (M.Ö. 745-727)

PİSİRİS (M.Ö. 727-716)

M.S. KARKAMIŞ

Karkamış ve bölgeleri 7.yüzyılın sonlarına kadar Assur egemenliğinde kaldıktan sonra onu takip eden yıllarda egemenlik sırası önce Babil’lilere sonra da Perslerin eline geçer.İleriki yıllarda da Roma; Bizans ve Araplar sırayla buraları ellerine geçirirler.Tarih seyri içerisinde bölgede Selçuklu Türkleri ve Memluk idaresi görülür.Bütün Orta Çağ boyunca Karkamış’ın da içinde bulunduğu bölge kavimlerin egemenlik sahası mücadelelerine ve sirkülasyonuna sahne olmuştur.Nitekim Osmanlı Devletini kuracak olan Kayılar Anadolu’ya,Karkamış’a yakın bir noktadan,Fırat’ı geçerek ulaşmışlardır.Geçiş sırasında suda boğulan boy beyi Süleyman Şahın mezarının bulunduğu Caber kalesinin Karkamış’a uzaklığı 30 km. mesafededir.

OSMANLILAR DÖNEMİNDE KARKAMIŞ

Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasıyla birlikte bozulan Türk birliğini yeniden kurma başarısını gösteren Osman Oğulları yaptıkları fetihlerde tüm Anadolu’yu ve kuzey Suriye’yi imparatorluk sınırları içine almayı başardılar.

Bu durum neticesinde Karkamış’ında içinde bulunduğu bölge bilindiği gibi Yavuz Sultan Selim zamanında 1516 Mercidabık Zaferiyle Osmanlıların eline geçer.

17. YY’ın sonlarında Osmanlı devleti bölgede yeniden bir iskan politikası uygular. Bu politikada amaç bölgenin Türkleşmesine yöneliktir. Hiç şüphesiz bu amacı gündeme getiren de devletin otoritesine girmeyen Arap unsurlardır. Buradaki yerleşik Arap kökenli topluluklar Osmanlı idaresine sık sık baş kaldırarak devlete bir takım gaileler yaratıyorlardı. Sayıca çok kalabalık ve çok ilkel Aneza, Şamar ve Tay adlı Arap aşiretleri buradaki devlet düzen ve otoritesini bozuyarlardı. Gerçekten Osmanlı devleti bölgenin düzeninin tesiste zorlanıyordu. Ve ayrıca yöredeki Türk nüfusuda bu bedevi Arapların disiplinsizliğinden zarar görüyorlardı. Bu sözünü ettiğimiz yıllarda aynı zamanda devletin merkezi otoritesi bir zaaf içerisinde, merkeze uzak eyaletlerde bu durum daha da hissedilir, derecede idi.

Bu bağlamda Anadoludaki Celali isyanlarının varlığı düşünülürse uzak bölgelerdeki durumun daha da anlaşılır hale getirir.

İşte bu neden ve düşünce çerçevesinde 17.yüzyılın sonunda (1691) devlet Orta Anadoluda yaşayan kimi Türk aşiretlerini Fırat boyu ve akarsu civarlarına zorunlu iskana tabi tuttu. Devleti ve göçe mecbur kılınan toplulukları bir hayli uğraştıran bu hareket kısmende olsa amacına ulaşır. Bir yandan bölgenin Türkleşmesi sağlanırken öte yandan bölgeye zarar veren asayişşisliğin önüne geçilmiş olur. Bu iskanla birlikte meydana elen olaylar, iskana tabi tutulan halkın yaşadıkları acılar, çekilen sıkıntılar ve yaptıkları savaşların öyküleri günümüze kadar şiir olarak, türkü olarak, darbı mesel olara gelmiştir. Ve yine bütün bu olaylar, söylenenler, menkıbeler adına Barak folklörü dediğimiz yaşam biçimi ve tarzını yaratmıştır. İşte Karkamış bu kültürün oluştuğu Barak’ın merkezi durumundadır.

19. yüzyılın sonuna gelindiğinde Almanya Osmanlı devletine yaklaşmaktadır. Bu dostluk çerçevesi içinde Anadoluda ilk kez demiryolu yapımına başlanır. Sanayi atılımını çoktan yapmış Almanyanın dikkati ve gözü petrol bölgesine ulaşmaktadır. Bu yer, o zamanlar Osmanlıların elindedir. Bu amaçla Almanya, Hicaz –Bağdat demiryolu yapım projesini uygulamaya koydu. Bu demiryolu Halep üzerinden Karkamış’a, oradanda bir köprüyle Fırat üzerinden geçilerek doğuya devam ettirildi. Bu tarihe kadar tarihin derinliğine gömülmüş gibi duran Karkamış bundan sonra yeniden bir canlılık kazanır. Böylece önemli bir istasyon durumuna gelen Karkamış’ın canlılığı giderek artmaya başladı. Dönemin en uzun ve teknolojik olarak en mükemmel demiryolu köprüsü Karkamış’ta, Fırat üzerinde kuruldu. 870 metre uzunluğundaki bu köprü yüzer metrelik 8 gözden oluşmuş, çeliğin ustalıkla işlendiği bir sanat abidesi gibidir. Köprünün yapımında tamamen perçin kullanılmıştır. Yine özel olarak dışarıdan getirilen taşlarla kurulan bina ve hizmet yerleri aynı mükemmelikte mevcudiyetini devam ettirmektedir.

DÜNYA SAVAŞI VE KURTULUŞ SAVAŞI YILLARI KARKAMIŞ

20. Yüzyılın hemen başlarında bütün Dünyayı saran 1. harp kısa zamanda Osmanlı devletinide içine aldı. Birçok cephede çok kanlı çarpışmalara katılan Osmanlı müttefiklerinin yenilmesi üzerine oda yenilmiş kabul edildi ve ülke bilinen gelişmeler den sonra bilfiil işgal altına girmiş oldu. İşgaller üzerine yurdun çeşitli yerlerinde başlayan direnme hareketleri Antep, Maraş, Urfa ve bu arada Karkamış’ta da oluşuru. Karkamış o zamanlar için Antep ve Urfa Kuvai Milliye birliklerinin sorumluluk alanlarının kesiştiği noktadadır. Bu nedenle her iki ilin kuvvetleri burada koordineli olarak düşmana karşı ortak hareket etmişlerdir. Ağırlık noktası Akçakoyun ve Çobanbey istikametinde olan Fransız kuvvetlerine karşı Kuvai Milliye çeteleri daha çok Karkamış yönünden pusu ve vurkaç hareketinde bulunuyorlardı. Bölge tamamen Fransız denetimi altına girmişti. Düşmanın maddi üstünlüğü onları yıldırmıyordu. Böyle direniş ve kurtuluş mücadelesi çok az görünürdü.

Carablus bölge komutanı yarbay Kapitrol, Akçakoyundan trene binip Karkamış’a geldiğinde Urfadaki kuvvetlerinin teslim olduğunu öğrenir.

26 Nisan 1920’de Antep’e şiddetli saldırı düzenleyen Fransızlar başarılı olamayınca geri çekildiler. Albay Normand Antepi düşüremeyeceklerini anlamıştır. Öte yandan Fıratın doğusunda demiryolu boyunca yardım bekleyen askerlerin 500 kişilik Fransız birliğini yok eden Urfadan alınacak öçleri vardı. Bunun için 28 Nisanda Antepten ayrılacaklardı. 1 Mayısta Karkamış’a varacaklar, 4 Mayısta doğu kolu adıyla Mürşitpınarda toplanacak ve 6 Mayısta da Urfaya doğru yola çıkacaklardı. Ama öyle bir direnmeyle karşılaştılarki 8 Temmuzda Fıratın doğusunu, 10 Temmuzda da Karkamış’ı bırakarak ellerindeki son istasyon Akçakoyunluda bir tabur askerle bekleyeceklerdi. Düşman Karkamıştan 20 km batıya atılmıştı. Bölge halkı ve Anadolu hareketi başarıya doğru ilerliyordu artık.

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızlarla olan silahlı mücadele bitmiştir. Yapılan sınır anlaşmasına göre Halep demiryolu esas alınıyordu. Demiryolunun kuzeyi TBMM hükümetine, güneyide Fransızlara bırakılıyordu. Bu antlaşmayla Suriye –Türkiye Sınırı çizilmiş oldu.

CUMHURİYET DÖNEMINDE KARKAMIŞ

İşte bu çizilen sınıra göre Karkamış sınırın sıfır noktasında kaldı. Yine sınırın Suriye kesiminde kalan Türkler ve Fransız idaresinden kaçan halk Türkiyeye geçmeye başladılar. Ama buna rağmen parçalanmış aileler ve Anavatanın dışında hatırı sayılır bir Türk nüfusu kalmıştı.

Milli mücadelenin kazanılmasından sonra Cumhuriyet Türkiyesinde Karkamış nahiyelik (Bucak) statüsüne alındı. Önce Birecik’e sonrada Nizip’e bağlandı. Cumhuriyetin imkanları yavaş yavaş akmaya başladı. Karkamış’a 1926’da Cumhuriyet döneminin ilk okulu açıldı. 1960’da yeni bir demiryolu ile Gaziantepe bağlandı. Ve 1961’de de belediye teşkilatı kuruldu.

Sonraki yıllarda iller idaresindeki yeni, bir değişiklikle bucaklık uygulamasına son verilince Karkamışın Tarihi kimliğine artık beldelik kalıyordur.

Ve nihayet 1990 yılında bu keç İlçelik statüsüne getirildi. O artık bağlı 36 köyü ile Gaziantep’in yeni bir ilçesi olmuştu.

Tarihin ve bereketin kucaklaştığı şirin bir ilçe olan Karkamış her geçen gün daha önemli bir tarım, ticaret ve sınır kenti olma yolundadır.

HARABELER

Karkamış İlçesi yakınında, Fırat’ın batı kıyısında, Türkiye-Suriye sınır hattı üzerinde, Yakındoğu Arkeolojisi’nin en önemli yerleşimlerinden Karkamış Antik kenti yer almaktadır. Kent; M.Ö. II. bin yılda, Anadolu’dan, Mezopotamya’ya ve Mısır’a uzanan yolların önemli bir kavşak noktasında yer alıyordu. Karkamış Krallarından söz eden ilk belgeler, M.Ö. 1700’e doğru ortaya çıkar. M.Ö. 1650’li yıllarda, Hitit Kralı Hattuşili 1, Karkamış ve çevresindeki kentleri alarak, kuzey Suriye yolunun güvenliğini sağladı. Daha sonra, Mitanniler’in egemenliği altına giren kent, Şuppiluliuma I. döneminde yeniden Hititlere bağlandı. Karkamış artık, çoğu büyük Hitit Kralları soyundan gelen ve İmparatorluğun Suriye’deki topraklarını denetim altında tutan bağlı krallar tarafından yönetiliyordu. Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. XII. yüzyıl başlarında yıkılmasından sonra kent, yeni kurulan çok sayıda Geç Hitit Krallığından birinin merkezi oldu. Asur Kralı Acurnasirpal II’nin Suriye Seferi (M.Ö. 876-866) sırasında, haraca bağlanan Karkamış, M.Ö. 717’de Asur Kralı Sargon II tarafından yakılıp yıkılarak, Asur topraklarına katıldı. George Smith’in (1876) Cerablus yakınındaki kalıntıların, Karkamış’a ait olduğunu bulmasından sonra, Hogarth, Lawrence, Campbell-Thompson ve Woolley, 1878-1881, 1911-1914 ve 1919-1920 yılları arasında kentte British Museum adına kazı çalışmaları yapmışlardır. Kalenin bulunduğu tepede, tarih öncesi kalıntıların yanı sıra, Erken ve Geç Hitit dönemlerinden iki ana yerleşim yeri saptanmıştır. Dış Kent, İç Kent ve Kale olmak üzere üç bölümden oluşan dikdörtgen planlı Karkamış’ta; yönetsel ve dinsel işlevli yapılar, kentin çekirdeğini oluşturmaktaydı. Yapılar; Hitit-Asur üslubunda kabartmalarla kaplı siyah bazalt ve beyaz kireç taşı ortostatlarla süslüdür. Bulunan kabartmaların çoğunluğu, Geç Hitit dönemine tarihlendirilmektedir. Bu kabartmalar, Tanrıça Kupapa ve onun adına yapılan tören alayındaki askerlerin, rahiplerin, çeşitli hayvanları taşıyan kişilerin, uzun ve düz kılıçlarla silahlanmış prenslerin, savaş arabalarının, karışık yaratıkların, koruyucu hayvanların yer aldığı tören alayı betimlemeleriyle M.Ö. I. Bin yıl başlarındaki yaşam biçimine, giysilerine ve kültürüne ışık tutmaktadır. Karkamış kabartmalarının, büyük çoğunluğu bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.Suriye sınırında mayınlı askeri sahada bulunan harabeler, mayınlardan temizlenmeyi beklemektedir. (NOT: Günümüzde Karkamış harabeleri askeri bölgede olduğundan ziyarete kapalıdır. Ziyaret için Genel Kurmay Başkanlığı’ndan izin alınması..gerekmektedir.)



BarakEvi
BarakEvi kullanıcısının resmi
Posts: 16
Joined: 2008-04-12
20 Ekim 1921 Ankara

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızlarla olan silahlı mücadele bitmiştir

BENCE 21 EKIMDI AGAM... NEYSE ....



Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Buraya spam robotları lüzümsüz mesaj yazmasınlar diye resimde görülen rakamları lütfen asağıya giriniz
Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Kimler yeni

  • nedensiz27
  • mustafa
  • tilmiyenli
  • lightber
  • efsane.2710

Kimler çevirimci

Şu an 0 kullanıcı ve 51 ziyaretçi çevrimiçi.

İçeriği paylaş