Chat
Sponsorlarimiz
Ara
Barak videoları
Of be, burdurda iki haftalik askerdim, nihayet saldilar bizi haftasonu tatiline ve bu cocuga rastladim. Abi soyliymu dedi bende soyle kardesim dedi, kalkip bana hasan agami soylemesinmi ?. Cocuk sanki barakli oldugumu tipimdenmi andladi ne acayip efkarlandim orada. Tabi hasan aga "haso aga" diye soylenmez amma birdahaki sefere dogru ezberleyecegine soz verdi. Yani yakinda dovizli askerlige giden varsa bir zahmet kontrol etsin ezberlemismi.
Hemşerimiz hem alem yapi hemde fena barak söylü aho aho ahooo
Gözünü seviym senin hemşerim nasıl da güzel söyli
Of of ofö tak tak tak, abo abo abooo ÖLMİYESİN ÖLMİYESİN
Ağam ben bayıldım bu adama, antebe giddince hemen kasetini alacağım ! Güzel parça güzel yorum
Herneyse, iyi kötü uydurmuşya kardeşimiz dilerine sağlık olsun
Mustafa Açıkses Gurbet bende barak sarkısını yorumluyor, yorumluyorda nasıl yorumluyor
Bilindiği gibi kültür; bir milletin hayatta kalmasında ve varlığını sürdürmesinde iskelet görevi gören en önemli unsurlardandır. Bu nedenle kültürün aktarımı, yaşaması, yaşatılması ve yeni terkipler alarak süreklilik kazanması milletin ayakta kalması bakımından mutlak gereklidir. Bunun ile birlikte bir topluluğu veya milleti anlamada, tanımada ve tanımlamada kültürü oluşturan unsurlar oldukça önemlidir. Kültürümüzün özellikle bazı medya kanalları tarafından reyting denilen endişeler uğruna hoyratça baltalandığı, aşağılandığı ve yok edilmeye çalışıldığı günümüzde; kendi kültürel değerlerimize sahip çıkma adına alanımızla ilgili unutulmaya yüz tutmuş olan bazı kültürel değerlerimizi araştırarak bugünkü nesle tanıtmayı kendimize bir vazife biliyoruz.
Bunlardan birisi de; Gaziantep’in özellikle barak aşiretinin yerleşim yerleri başta olmak üzere, daha çok kırsal kesimdeki müzik icrasında kullanılan fakat günümüzde artık unutulmaya başlayan, zambır adı ile bilinen halk çalgısıdır. Zambır, birbirine yan yana eklenmiş veya yapıştırılmış iki adet sipsiden ibarettir. Yörede kartal kanadı adı ile de bilinen bu çalgı konusunda daha geniş ve detaylı bilgi edinebilmek için Gaziantepli mahalli sanatçı Tevfik Karalar ve Reşit Bulut’dan derleme çalışmaları yaptık. Yaptığımız derleme çalışmaları sırasında Tevfik Karalar zambır ile Reşit Bulut ise davulu ile yörede yaygın olarak bilinen Şefteli Gezinmesi (Şefteliyi Şitil Ettim adı ile bilinen uzun havanın ayak bölümü), Halebi, Berde, Maney, Şirvani, Galata, Koseri, Delal, Valde, Atebe(U.H) gibi ezgileri bize icra ettiler. Yörede daha çok abdal veya aşiret adı ile bilinen mahalli sanatçılarımız; bu ezgileri ve çalgıları çalmayı dedelerinden ve babalarından öğrendiklerini, sülalelerindeki insanların hemen hemen hepsinin eskiden beri çalgı ile uğraştıklarını veya çaldıklarını, bu geleneğin babadan oğula aktarılarak günümüze kadar geldiğini bize anlatmışlardır. Gaziantep-barak bölgesinde daha önceki yıllarda yaptığımız derleme çalışmaları sırasında da; her aşiretin kendi bünyesinde abdalların bulunduğunu ve bu abdalların başka aşiretlerin düğünlerine gitmediklerine yönelik tespitlerimiz de bulunmuştu.1 Kültür Bakanlığı, HAGEM tarafından 1991 yılında düzenlenen Kırıkkale ili alan araştırmaları sırasında; halk müziği konusunda yaptığımız derleme çalışmaları sırasında da özellikle Keskin ilçesinde ve Elmalı köyünde ki abdallarda da bu tespitlerimiz bulunmaktadır.
Zambır’ı gerek icra biçimi gerekse şekil itibarı ile ikiye ayırarak incelemek mümkündür.
1.Her iki boruda da ses perdeleri olan zambır.
2.Dem sesli zambır.
Birinci tür çalgıda boruların her ikisinde de birbirine paralel altı çift perde bulunmaktadır. Fakat kavalların birinin alt bölümüne doğru yan tarafında bu ses perdelerine ilave olarak iki adet cin deliği veya cin perdesi bulunmaktadır. Kaynak kişilerimiz bu türün Gaziantep’te kullanılmakla birlikte, daha çok Arap müziğinde kullanıldığını ifade etmişlerdir.
İkinci tür çalgıda ise; kavallardan birinde ses perdesi bulunurken, diğeri boru biçiminde ve perdesizdir. Ses perdeleri olan kavalın üstünde altı, arkada ise diğer nefesli çalgıların aksine ses perdesi yoktur. Fakat dem sesi veren boru biçimindeki kavalın alt bölümüne doğru yan tarafında iki adet cin deliği veya cin perdesi bulunmaktadır. Dem sesli bu ikinci tür zambır, Gaziantep’te daha çok kullanılmaktadır. Her iki türdeki bu zambırda bulunan cin deliği veya perdesi icra sırasında çok fazla işlevsel olmamakla birlikte, bu perdelerin olmadığı zambırı kaynak kişimiz; “tat vermiyor, sesi bozuk, ötekiler gibi sesi çıkmıyor veya sesi ayarsız†diyerek çalmayı tercih etmemiştir.
Zambırı büyüklüklerine göre de sınıflandırmak da mümkündür.
1.Cura Zambır (Klavye ve Nezik bölümü ile birlikte: 24-27cm arası)
2.Orta Kaba Zambır.( Klavye ve Nezik bölümü ile birlikte: 28-30cm arası)
Zambır’ın ses genişliği altı ses civarındadır. Ses perdelerinin olduğu klavye bölümü eskiden daha çok kartalın kanat kemiğinden ve leyleğin bacak kemiğinden yapılmakta iken, daha sonraları kamıştan, günümüze yakın dönemlerde ise metal ve plastik maddelerden de yapılmaya başlamıştır.(Fotoğraf No:3) Fakat kartal kanadından yapılan zambır günümüzde daha makbul sayılmaktadır.
Zambır; klavye, nezik ve kamış olmak üzere üç bölümden meydana gelmektedir. Klavye bölümünün üst tarafında “Nezik†adı verilen bölüm bulunmaktadır. Nezik bölümüne ise; 6 cm uzunluğunda, kamıştan yapıldığı için “Kamış†denilen ve icra sırasında ağız içinde olan sesin oluştuğu bir bölüm takılmaktadır.(Fotoğraf No:1) Kamışın üzerinde seslerin titreşerek oluşumunu sağlayan ve yarılarak oluşturulan 3 cm uzunluğunda ve 1-2 mm kalınlığında kıskaç şeklinde dil de diyebileceğimiz2 bir bölüm bulunmaktadır. Bu bölüm üzerindeki çatlak arasına seslerin daha rahat titreşimini sağlamak için saç teli veya saç kılı takılmaktadır. Zambırdaki en önemli işlevi bu saç kılı görmektedir. Çünkü kılın yerine ip veya tel gibi herhangi başka bir madde takıldığı zaman kamıştan ses çıkmamaktadır. Bundan başka bu kıl kıskaç üzerinde ileri veya geri götürülerek hem çift olan kamışların kendi arasındaki akordu sağlamakta hem de çalgının genelde sesini az da olsa pes veya tizleştirebilmektedir.
Zambır; Antakya’da özellikle Yayladağı civarında argun, argın veya gargın3 adı ile bilinirken; Tunceli, Van, İskenderun’un Bela Yaylası, Toros oymakları, Ürgüp, Ankara ve Safranbolu taraflarında çifte kaval adı ile eskiden kullanıldığı yapılan tespitler arasındadır.4 Ezo Gelin türküsünde ise;
“Bir durna kaldırdım Uruş gölünden
Tisavet suyuna battı mı dersin
Bir gümanım kaldı Zambur köyüne
Telinde Åžibibe seni attı mı dersinâ€5
Şeklinde geçmektedir. Bu türküde görüldüğü gibi zambır; aynı zamanda Gaziantep’in Öğuzeli ilçesine bağlı bir Türkmen köyünün de adıdır.6 Zambır Gaziantep barak bölgesinde; öfke7, sinir, sinirlenmek ve böbürlenmek anlamlarında da kullanılmaktadır. Kaynaklarda ise zambır şu şekillerde açıklanmıştır;
1. Rumeli çobanları tarafından icad edildi. Çifte kamış düdüktür. Sâzendegân-ı Dilli Düdük, kamıştan yan yana iki düdüktür.8
2. Arapça arı demektir.9
3. Zamr; Ortaçağ Türk musikisinde bir nefesli saz ki Safiyyûddîn’in ünlü talebesi Hasan Zamrî bu aleti çalıyordu.10
Sesinin arının sesine benzemesinden dolayı zambır denildiÄŸi düşüncesinde olduÄŸumuz bu çalgı; Suriye’nin özellikle Halep ve Düden11 gibi Türkiye sınırına yakın olan bölgelerinde de kullanıldığı edindiÄŸimiz bilgiler arasındadır. BilindiÄŸi gibi bir milletin siyasi sınırları ile kültür sınırları aynı deÄŸildir. Bu nedenle birbirine sınır olan akrabalık iliÅŸkilerinin ve dolayısı ile iletiÅŸimin günümüzde de oldukça yoÄŸun olduÄŸu bu bölgeler arasında bunun gibi ortak kültür unsurlarına rastlamak oldukça doÄŸaldır. Fakat bu çalgı acaba Suriye’nin ne kadarlık bir bölümünde nasıl ve ne ÅŸekilde kullanılıyor? buralarda derleme ve tespit çalışmaları yapamadığımızdan dolayı çok net bir bilgiye sahip deÄŸiliz. Fakat bildiÄŸimiz, bu çalgının gerek Gaziantep ve Hatay bölgesinde gerek Anadolu’nun baÅŸka bölgelerinde ve gerekse Türk dünyasında12, yan yana getirilerek çalınan iki düdük veya kavalların eskiden beri kullanıldığı; bu çalgının yapısından ve icra biçiminden kaynaklanan ton ve tınıların Türk halk çalgılarının yapısında olduÄŸudur. Gazimihal bu konu ile ilgili; “Borucukları bitiÅŸik ve nispeten küçük boy ötkeçin Asyadaki tarihi ilkçaÄŸa kadar gerilektir.... İtil boyundan çifte kavallarla bir tutulması düşünülmüştür. Kafkasya, Türkistan ve özellikle İtil(Volga) bölgesi kavimlerinde benzerlerine bu gün de rastlanmaktadır. Bu eser kavimler göçü çağından kalmış biricik çalgıdır.1933 yılı Martında Macaristan’ın Zzolnok ili Janoshid mevkiinde açılan bir mezarlıktan çıkmıştır. Çalgının turna kemiÄŸinden olacağı ihtimali de düşünülmüş. Ölü, erkek iskeletidir.Çoban olacağı tahmin edilmiÅŸ.Çalgının bir borucuÄŸunda 5, öbüründe 2 delik vardır...(7+7) ve (5+5) deliklisi resimlerinde var.â€ÅŸeklinde bir açıklama yapmaktadır....Bartha, ‘Arkeologia Hungarika’ serisinden ayrı bir ciltte her çift kaval tipini inceleyerek ÅŸu sonuca varıyor:13, İtil civarındaki örneklerinin Avar zummara tipinden daha çok geliÅŸmiÅŸ oluÅŸu bu kavalların yayılma merkezinin de takriben Ural ile Altay arasındaki saha olması düşüncesini kuvvetlendiriyor. Böylelikle bu çalgı musiki folklorunun önemli bir safhasını göstermesi bakımından, Ural-Altay’ların, yahut Öntürklerin en eski ortak uygarlık verimlerinden biridir....14 Gazimihal’in açıklamalarını yaptığı bu çalgı, çalışmamızın konusu olan zambır ile hemen hemen aynıdır.
BilindiÄŸi gibi Anadolu’nun her yerinde yapılan düğünlerde çok çalgılı düğün yapmak düğün sahibinin ekonomik ve sosyal göstergesi açısından oldukça önemlidir. Gaziantep düğünlerinde de düğün sahibinin ekonomik ve sosyal gücüne göre yerel ifadeyle abdal veya aÅŸiret denilen müzisyenlerin sayısı deÄŸiÅŸebilmektedir. Özellikle birden fazla çalgının olduÄŸu düğünlerde, zurnalardan birisi melodi çalarken diÄŸer zurnalara dem tutma görevi verilmektedir. Fakat bu icra geleneÄŸi bilindiÄŸi gibi sadece Gaziantep’e veya barak bölgesine özgü deÄŸil, Türkiye’nin diÄŸer yörelerindeki düğün veya eÄŸlencelerde de bu icra biçimini görmek mümkündür. Bazı çalgılarda ise bu icra geleneÄŸi taklit edilerek deÄŸiÅŸik bir biçimde veya formda karşımıza çıkmaktadır. Bu yapı; Gaziantep’te zambır veya kartal kanadı adı ile bilinen çalgıda kendini gösterirken, Ege Bölgesinin zeybek oyun havalarının icrasında, Fethiyeli Ramazan Güngör’ün kopuzunda yaptığı zeybek düzeni dediÄŸi akortta çaldığı ezgilerde kendini göstermektedir. Karadeniz Bölgesinde kullanılan tulumda, kemençede veya baÄŸlamada bazı ezgilerin geleneksel icrasında kulaÄŸa gelen sürekli bir dem sesi de aynı icra mantığının bir sonucudur. Gazimihal bu icra biçimini; “BaÄŸlama çalışta bir telin mütamadiyen dem tutması, ona ahenkte bir nevi def çaldırmış olmak içindirâ€15 diyerek açıklamaktadır. Zaten Rize ve Artvin yöresinde kullanılan tulumun Nav denilen klavyesi de zambır ile aynıdır. Bu çalgılar, tonik sesin veya karar sesinin çiftlenmesi, dörtlü ve beÅŸli akorların tınlatılması ile halk müziÄŸinin yapısında var olan doÄŸal çoksesliliÄŸin somutlaÅŸtırıldığı çalgılardır.
Türk halk çalgılarından olan zambır örneğinde görüldüğü gibi, bir kültür öğesinin çevresinde oluşmuş birbiri ile bağlantılı, geçmişi tarihin derinliklerine giden bir çok kültür unsuruna veya geleneğe rastlamak mümkündür. Yazımızın başında da belirtildiği gibi; halk kültürü konusunda yapılacak çalışmalar kültürün millet hayatı içerisindeki önemi bakımından oldukça önemlidir.
Bu bağlamda, halk kültürü ürünlerinden olan halk çalgılarını arşivlemek Türk organolojisi bakımından şüphesiz çok önemlidir. Ancak; bu çalgıları alıp camekanlara veya arşivlere koyarak, belirli zaman aralıkları ile tozunu alıp saklamak, ara sıra bakarak nostalji yaşamak; teknolojinin büyük bir hızla değiştiği ve geliştiği günümüzde bu değerlere yeterince sahip çıkıldığı anlamına gelmediği düşüncesindeyiz. Bunların yaşatılması veya korunması ancak bunlardan yeni biçimler, oluşumlar çıkarmakla, yeri geldiğinde kullanmakla ve tanıtmakla mümkündür. Bu nedenle gerek dünya müziğinde gerekse Türk müziğinde değişik ton, tını ve renk arayışının olduğu günümüzde, unutulmaya yüz tutmuş zambır gibi Türk halk çalgılarının çeşitli müzik icralarında kullanılarak ön plana çıkarılması ve tanıtılması yerinde olacaktır.
