Chat

aliseyit: has just logged in.
justbelieve: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: mamet kardes son yukledigin parcalar icin tessekurler
Barakoglu: has just logged out.
aliseyit: has just logged in.
tuncer26: has just logged in.
tuncer26: cok süper bir site
tuncer26: almanyadan tüm arkadaslara slmlar
saltukhanbey: has just logged in.
aliseyit: has just logged in.
BarakEvi: has just logged in.
BarakEvi: Öyle bi zamanlar vardir ki, baskalarinla paylasmaya korkulur - nazar degecek diye.
BarakEvi: Öyle bi rüyalar vardir ki, anlatmaya korkulur - gercek olmiyacak diye.
BarakEvi: Ve öyle bi arkadasliklar vardir ki, unutmaya korkulur - cünkü onlar ölene dek diye...
BarakEvi: has just logged out.
aliseyit: has just logged in.
aliseyit: has just logged in.
barakdelisi: has just logged in.
barakdelisi: has just logged in.
barakdelisi: a
barakdelisi: a
barakdelisi: a
aliseyit: has just logged in.
27antepLi: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: has just logged out.
aliseyit: has just logged in.
Subutay: has just logged in.
Subutay: has just logged out.
aliseyit: has just logged in.
BarakEvi: has just logged in.
BarakEvi: has just logged out.
Barakoglu: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
baraklımahey: has just logged in.
antepligl27: has just logged in.
mechan: has just logged in.
mechan: has just logged in.
Dur-med: has just logged in.
tuncer26: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
Subutay: has just logged in.
Subutay: has just logged out.
Subutay: has just logged out.
Subutay: has just logged in.
Subutay: has just logged out.
Barakoglu: tum hemserilerime merhaba
aliseyit: has just logged in.
barakdelisi: has just logged in.
barakdelisi: mrb
barakdelisi: mrb
mamet: has just logged in.
mamet: amacımız özellikle gurbette olan baraklıları tatlı bir anıya ne bileyim gözlerinin yaşarmasına vesile olmak
mamet: barak türküleri mp3 olarak kolay bulunmuyor bu site sadece bu amaçlı
mamet: imkan olsa daha profesyonel paylaÅŸabilsek
mamet: ama yinede barak havası estirdiysek ne mutlu bize
mamet: teşekkürler
mamet: has just logged in.
CeydayÅŸin2779: has just logged in.
Ceydayşin2779: ya ben bu siteye neden üye olamıyorum :sad:
hasan27: has just logged in.
benoben: has just logged in.
burcanburcan: has just logged in.
benoben: has just logged in.
benoben: selam
benoben: bu sarkıları
benoben: bu sarkıları ındırebılıyormuyuz
benoben: bu sarkıları ındırebılıyormuyuz
cemal çıldır: has just logged in.
mamet: has just logged in.
mamet: indirebiliyoruz kardeÅŸ
yılmaz: has just logged in.
mechan: has just logged in.
mechan: has just logged in.
kaotii_23: has just logged in.
mamet: has just logged in.
mahsermusty: has just logged in.
mahsermusty: has just logged in.
sobabe: has just logged in.
serkeniz: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
sobabe: has just logged in.
barakdelisi: has just logged in.
KADİR_DAYI: has just logged in.
barakdelisi: has just logged in.
barakdelisi: slm uÅŸaklar
barakdelisi: slm uÅŸaklar
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: a.s. barakdelisi
Barakoglu: has just logged out.
Musti_01: has just logged in.
Musti_01: Bende yeniyim valla:smile: telefona indirecem bende ama
cemal çıldır: has just logged in.
yılmaz: has just logged in.
burcanburcan: has just logged in.
burcanburcan: Merhaba Barak Severler
mamet: has just logged in.
ademhan: has just logged in.
Musti_01: has just logged in.
barakdelisi: has just logged out.
Subutay: has just logged in.
Subutay: has just logged out.
gaziler diyarı: has just logged in.
SONERSONMEZ: has just logged in.
SONERSONMEZ: HERKESE HAYIRLI AKÅžMALR
SONERSONMEZ: HERKESE HAYIRLI AKÅžMALR
SONERSONMEZ: HERKESE HAYIRLI AKÅžMALR
SONERSONMEZ: arkadaşlar play linki olan türküleri nasıl pc ye kopyalayacağımızı bilen var mı
SONERSONMEZ: click to play yazanları kaydet diyebiliyorum ama digerlerını kaydedemıyorum
ziver_bey: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
lincoln27: has just logged in.
lincoln27: AHMET
Barak Yolcusu: has just logged in.
yılmaz: has just logged in.
hataylı mehmetali: has just logged in.
hataylı mehmetali: selam mıllet bende katıldım aranıza
hataylı mehmetali: nerdesınız bu saatte yahu
hataylı mehmetali: has just logged in.
hataylı mehmetali: selam
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: Hatayli sanada selam hosgeldin aramiza
aliseyit: has just logged in.
Barakoglu: ????
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
Barakoglu: Sitemizde uzun zamandir bir sorun vardi bu yuzden sizden ozur dileriz
Barakoglu: Su anda hatalari duzeltiyoruz
administrator: has just logged in.
administrator: has just logged in.
saltukhanbey: has just logged in.
saltukhanbey: llllaaaaaaaaaaaaaaaaalalalllllllllllllll
saltukhanbey: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
Barak Yolcusu: has just logged in.
ultrakrall27: has just logged in.
BİRİNCİOĞLU: has just logged in.
lincoln27: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
Subutay: has just logged in.
bulut543: has just logged in.
aliseyit: has just logged in.
saltukhanbey: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
mamet: has just logged in.
Barakoglu: has just logged in.
saltukhanbey: has just logged in.
saltukhanbey: has just logged in.

Sponsorlarimiz

GAZİANTEP İPEKYOLU TARİHİ

bayram27
bayram27 kullanıcısının resmi
Posts: 184
Joined: 2007-12-17

İpek yolu, M.Ö.Lidya kralı Giges tarafından, “Kral Yolu” olarak yaptırılan, en kestirme ve kısa yoldur. Tarihte “Kral Yolu” olarak da bilinir. İpek kozalarının Çin’den, Asya ve Anadolu’ya oradan da Avrupa’ya ulaşmasını sağlayan tarihi bir yoldur. Doğunun derinliklerinden batının içlerine kadar uzanan, önce Mısırlıların daha sonraları da Romalıların kullandığı bu yol, Çin’in ipek ve baharatının Batılılar tarafından tanınmasını sağlamıştır. İpek Yolu, Çin-Şian’dan, Moğolistan-Afganistan-Özbekistan-Kazakistan-Türkmenistan-Azerbaycan-İran ve Suriye üzerinden, Anadolu ve Türkiye’yi bir ağ gibi sarmıştır. İstanbul-Trakya ve Balkanlar’dan tüm Avrupa’ya ulaşarak, değişik kara ve deniz yollarıyla Hindistan’ı, Arabistan’ı hatta Afrika’yı da kapsamıştır. Ayrıca, Ortaçağ’da İpek Yolu, Antakya'dan başlayıp, Gaziantep'ten geçerek İran ve Afganistan'ın kuzeyinden, Pamir Ovası'na kadar uzanmıştır. İpek Yolu’nun 6500 km olduğu bilinmektedir.
Selçuklular ve Osmanlılar zamanında da İpek Yolu üzerinde önemle durulmuş, kervanların ve tacirlerin bu yolu güvenle kullanmaları sağlanmıştır. Kervanların bir günde alabileceği yola yani “menzil” üzerine, hanlar ve kervansaraylar yaptırılmıştır. Devlet büyükleri ile hayır sahipleri tarafından, güvenlik ve konaklama gibi hizmet amaçlı yaptırılan bu yapıların, kent merkezlerinde olanlarına “Han”, yol üzerinde olanlarına da “Kervansaray”, “Han” veya “Menzil Han” denilmiştir. Kervansaray ve hanların sultanlar tarafından görkemli yaptırılanlarına da “Sultan Han” adı verilmiş ve bu yapılar vakıflaştırılmıştır. İstanbul'un, Osmanlıların yönetimine girmesinden sonra İpek Yolu da Osmanlı denetimine girmiştir; fakat yeni arayışlar ve bulunan yollar ile önemi azalmıştır. İpek Yolu, tarihî derinliklerinden günümüze kadar çeşitli araştırmalara, belgesellere, filmlere, müzikallere, oyunlara, gösteri ve festivallere konu olmuştur. İpek Yolu, ticaret kervanlarının yanı sıra insanların ve toplumların kültür-sanat değerlerini ve izlerini de yanında taşımıştır. “Irak yerin sözünü kervan getirir.” anlayışıyla, Doğu’nun mistik kültür ve sanat anlayışını Batı’ya tanıtmış, kültürlerarası uzlaşma ile hoşgörünün yolu olmuştur. Hanlarda konaklamak isteyen yolcu, kervan veya tacir, handa 3 gün kalabilir, hastaysa tedavi edilir, kendisinin ve hayvanlarının bütün ihtiyaçları giderilirmiş. Hanlarda ve kervansaraylarda, dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek birbirleriyle karşılaşan insanlar din, dil, ırk ayırmadan kendi tarih ve halk bilgisinden aldığı değerleri sohbet konusu yapmış, eğlence ve oyun kültürünü de diğer insanlarla paylaşmıştır. Asıl adı Masanori Takahashi olan Japon müzisyen Kitaro’nun “İpek Yolu” ve Türk Kanun sanatçısı Göksel Baktagir’in “Doğu Rüzgârı” adlı çalışmaları da bu yolculuğun günümüzdeki müzikal yansımalarıdır.Gaziantep’te de İpek Yolu’nun izlerini görmek mümkündür. Adana-Osmaniye ile Malatya-Kahramanmaraş’tan gelen, Gaziantep Sam köyü- Başpınar’da birleşip kentin Şehitkamil merkez ilçesinden geçerek doğuya doğru Birecik-Şanlıurfa’ya giden D 400 ve devamı olan E 90 yolu, halkın belleğinde hâlâ “İpek Yolu” olarak bilinmekte ve söylenmektedir. Gaziantep’e 10 km uzaklıkta olan Sam köyündeki han da “Menzil Hanı” olarak bilinmektedir. Suriye-Halep ve Hatay’dan gelip, Kilis’te birleşerek, Gaziantep-Yavuzeli-Araban ve Adıyaman’a doğru giden D 850 yolu da tarihî İpek Yolu’nun Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olmuştur. Kent içerisinde bu yolları birbirlerine bağlayan, İpek Yolu’nun kılcal damarları konumundaki kervan yolları da vardır. Kent merkezindeki kaleden, Şahinbey ilçesine bağlı, Şehreküstü semtine doğru Oğuzeli-Kilis-Elbeyli güzergâhındaki yol halkın belleğinde “Halep Yolu” olarak bilinir. Şahinbey-Hoşgör semtinden üniversiteye giden yol güzergâhındaki şu an İstiklal mahallesinin olduğu bölge, eski halk belleğindeki adıyla “Garğasekmez”, “Tutlu Kuyu” yolu da “Halep Yolu” olarak bilinmektedir. Zaten Halep Yolu olarak bilinen bu yollar da İpek Yolu’nun bir parçasıdır. Gaziantep’te bu bağlamda Tuz Hanı, Şıra Hanı, Tütün Hanı, Hışva Hanı, Mecidiye Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü Hanı, Elbeyli Hanı, Millet Hanı, Hüseyin Paşa Bedesteni, Kemikli Bedesten, Zincirli Bedesten gibi tarihi eser konumunda, konaklama ve alışveriş merkezleri bulunmaktadır. Bu dokunun yaşatmış olduğu kutnuculuk, kilimcilik, abacılık, gümüşçülük gibi meslek, zanaat ve sanatlarının varlığı ve sosyal yaşamdaki geleneğinin günümüze yansımasını da İpek Yolu’nun izleri olarak görmek mümkündür. Tarih, kültür, zanaat ve sanatımızı ruhunda taşıyan bu yapıtlar ile onları birbirine bağlayan yollar anlamsız iş yeri olarak kullanılmaya veya atık biçimde yıkılmaya terk edilmemelidir. Kentsel dönüşüm ve tarihî mirasımızın korunması bağlamında kentimiz ve ülkemiz de tarihî dokunun canlandırılması sağlanmalıdır. Bu anlamda yapılan çalışmalara da sivil toplum örgütleri ve birey olarak insanlar destek vermelidir. Bu yapıların veya semtin tarihî dokusuna uygun kültür-sanat çalışmaları yapılmalıdır. Turizm açısından da önem taşıyan bu yapılarımızı, turistlere gösterip göndermekle yetinmemeli, aynı zamanda bu doku içerisinde Türk Halk Oyunları, müziği ve diğer geleneksel etkinlikler yaparak turistlerin kalıcılığı sağlanmalıdır.



bulut543
bulut543 kullanıcısının resmi
Posts: 24
Joined: 2008-01-16
ANTEP SAVUNMASI

ANTEP SAVUNMASI 2

Dökümhane, Kuyumcu Said,mısırlı Mahmut ve Müzik öğretmeni Hilmi, günde 50 adet el bombası döküyorlar.
Dinamithane, Düşmanın attığı, patlamış top mermilerini toplayıp getiriyorlar, içindeki barutu dinamiti büyük bir dikkatle çıkartıyorlar, ustaların döktüğü bombaların içine dolduruyorlar,Fransız barutu, Fransız dinamitini geri Fransıza atıyor.
Barut bölümü; Yapılan bombaların, fişeklerin içine konacak barut yok.. En gerekli olanda bu. Yok yok Madem her şeyi yaptık, bunuda yaparız. Ama nasıl? Söğüt agaçlarını kesip getiriyorlar, kömür oluyor, eliyorlar toz elde ediyorlar. Kükürt gerek. Dükkanlarda ne kadar kükürt varsa, parasını ödeyerek topluyorlar. Kalıyor güherçile. Cafer baba ile kör Ökkeş kadınları,çocukları topluyor. Haydi bacılarım,haydi yavrularım güherçile yapalım. Evlerin bodrumlarında magaraların duvarlarında kalenin eski burçlarında yıllardır rutubetle toplanmış küfleri kazıdılar, büyük kazanlarda kaynattılar, süzdüler, halis güherçile elde ettiler. Kadınlar,çocuklar sırtlarında torbalar, ellerinde tenekeler, bıçaklar, keskiler duvarları kazıyıp torbalara doldurdular. Koşa koşa imalathaneye, Çocuklara, torba başına (3 aferin), kadınlara (1 Allah razı olsun) ücret olarak veriliyordu. Önemli bir bölümde ‘Mermi dökümhanesi’ idi. Ustalar bunun için tutya gerek dediler. Bunuda kocası, oglu siperde olan Antepli kadınlar sırtlandı. Koştular evlerinin damından camilerin kubbesinden söktüler tutyaları,tenekeleri … Koşa koşa imalathaneye getirdiler. Lohanlı Mustafa bir kadına sordum diyor nereden buldun bunları bacım? Kadın bunu sormama şaşırdı nerdeyse. Evimin damında söktüm. Düşman gelirse evimin ne gereği var? Kadınlar, kızlar ustalara: Siz yapın kurşunu, bombayı biz size bulur getiririz diyorlardı. Fabrikada çalışan tüm ameleye günde bir avuç fıstık,arpa ve acı zerdali çekirdeğinden yapılmış 80 gr.lık bir ekmek verebiliyorlardı. (Bugün fırınlardaki ekmek 150gr.dır). Hrekes yarı aç ama kimse gık demeden çalışıyor. Ağlayarak Allaha dua ederek Allahı yardıma çağırarak çalışıyor. Son huruç gününe kadar çalıştı bu ‘İmalat-ı Harbiye Fabrikası’ Erkek - Kadın - Çocuk 1200 işçi günde 150-200 kg barut, 6000 fişek, 150 Özdemir bombası, 20.000 mavzer fişeği yapıldı. Birde top yaptık bu imalathanede. Topumuz yoktu… Hiç olmazsa sesi bile ermeniye korku verirdi. 42’lik topumuzun gerçek hikayesini, Fabrikamızın müdürü Tğm. Lohanlı Mustafa şöyle anlatıyor. Ramazan topunu kaleden indirdik. Altına 2 tekerlek uydurup birde kocaman agaç parçasına bağladık. Bunun ağzına görede bir agaç parçası torna edip içini deldik, dinamit fitili geçirdik. Çarşıda ağırlık ölçüsü olarak kullanılan kumbuzları toplattık, içlerini delerek 4-5 kilo dinamit doldurduk. Topçu kumandanımız Mehmet ali baba ya teslim ettik. Baba 42’lik topu sürüklüyerek Balıklı cephesine götürdü. Azgını ermenei cephesine çevirerek (Ya Settar) diye ateşledi. Gülle gitti, patladı sesi ermeni mahallesini alt üst etti. Fakat kendisinin de ne tekerleği kaldı, ne kundağı. Baba, namlusunu yuvarlayarak imalathaneye getirir, tamir ederek tekrar götürdü. 42’lik topumuz parçalana, tamir edile, harp sonuna kadar çalıştı. Fransızlar bu top için yüzlerce mermi attılar. Ama bizim 42’lik orada dururmu Gök gürler gibi gürledimi hapı yutar çırçıplak soyulur, yeni elbisesini giymek üzere soluğu imalathanede alırdı. Harbin sonuna kadar büyük fedakarlıkla çalışan bu fabrikanın çoğu bizim ustaların yaptığı aletlerini düşman eline geçmesin diye huruçtan önce toprağa gömdüler. Fransızlar harpten sonra ısrarla sordular, aradılar, buldukları aletlerin bir kısmını,42’lik topumuzla birlikte parise götürdüler askeri müzelerine. Bu gün o aletlerden elde kalan pek azı (Gaziantep Savaş Müzesinde) sergilenmektedir. İşte Anteplilerin, vatanlarını korumak için,hayatlarını korumak için, hayatları pahasına kurdukları, adını da İMALAT-I HARBİYE FABRİKASI koydukları imalathanenin gerçek hikayesi.
AGAM BİR SAVAŞ YAPSAK 10 AY 8 GÜN DAHA TEK BAŞIMIZA DİRENİRİZ ALLAHIN İZNİYLE.....!



bulut543
bulut543 kullanıcısının resmi
Posts: 24
Joined: 2008-01-16
ANTEP SAVUNMASI Nedir Antep

ANTEP SAVUNMASI

Nedir Antep harbi?... antep,ağır topları,6 uçağı,4tankı,300 makinalı tüfeği,piyadesi ve süvarisi ile gelen, modern silahlarla donanmış 20bin kişilik fransız tümeni ve 1500 kişilik ermeni gönüllü alayına karşı 2920 TÜFEKLİ ÇETESİ İLE 10 ay 8 gün dayanmıştır.
Eli silah tutanlar siperlere girdiler, yaşlı erkeklerle kadınlar siper kazdılar, çocuklar babalarına ekmek ve su taşıdılar,en önemli siperlerde babalarının ayakları altında boş mermi kovanı topladılar.Düşman çemberi içinde binbir yoklukla döğüştüler..Aç kaldılar,acı çekirdek ekmeği,ölmüş hayvan eti,sebze kökleri,ot yediler.
Hiçbir yerden yardım gelmedi. Cephane tükendi.Ustalar güherçile,söğüt agacı kömürü,kükürtten kara barut yaptılar.Kaleden ramazan topunu indirip top yaptılar,patlamayan düşman güllelerinden bomba,kadınların evlerinin damından söküküp getirdikleri tenekelerden fişek yaptılar..
Düşman topu ile yıkılmadık cami,okul,hastane kalmadı. Antebe bir günde 800 top mermisi attılar.şehir baştan başa yandı,yıkıldı.. Antepliler 6317 şehit verdiler,Fransızı Antebe sokmadılar... son mermilerini de yakıp (ALLAH ALLAH!) diye düşman hatlarını yarıp çıktılar,gidip sakaryada vuruştular..
Harbin son günlerinde,daha herkes şehidinin,yaralısının başında ağlaşır,Antep duman duman tüterken,TBMM Antebe Gazilik ünvanını verdi.
8 ÅŸubat 1921.
Antep harbini anadolunun dört bir yanındaki şehir savaşlarından ayıran özellik şudur:
Antep Atatürkün deyimiyle 'HİÇBİR YERDEN MADDİ yardım görmeden'' savaşmıştır 10 ay 8 gün. ve Antep harbi yalnız silahlı çetelerinin savaşı değildir. Yemende,Galiçyada,çölde döğüşmüş,Antebe yorgun yaralı ve sakat dönmüş ihtiyarlrın onların 10-12 yaşındaki torunlarının ihtiyar ninelerinin oglunu yitirmiş anaların kocası sag dönmemiş genç yaşta dul kalmış kadınların eli kınalı gelinlerin kızların hep beraber ayaga kalkarak ölülerinin yattığı bu topragı savunmasıdır.antep savunmasının en önemli sayfalarından biride (İMALAT'I HARBİYE FABRİKASI)DIR.
Diger şehirlerimizdede savaşan ordumuza kuvayi milliyeye yardı için silahlar tamir edilmiş fişekler doldurulmuş pencere demirlerinden süngüler yapılmış kasaturalar yapılmıştır.. Aylar süren savaşın orta yerinde cephane tükendi, ne yapacagız Top mermisine makinalı tüfek kurşununa yumrukla mı karşı koyacagız. madem cephane tükendi onuda biz yapacağız. Tüfekçi ustalarının kuyumcuları dökümcüleri demirci ve marangozları çagırıyorlar.sabun hanına hepside koşa koşa geliyorlar ustalar kendi aletlerini makinalarını söküp getiriyorlar, gece gündüz çalışıyorlar Hanın kapısınada (kör ve sağır)dünyaya inat bir levha asıyorlar: İmalat'ı harbiye fabrikası. Etrafı şehir cepheler kumandanı özdemir beyin emri ile sabun hanı boşaltılmıştır. Magaraları,mahzenleri ile yıldırımTB.K.Tğm. Mustafa lohanlı fabrikasının başında ustalar, kalfalar, çıraklar. İşçi olarak ta kadınlar, kızlar,çocuklar. Günde 3 vardiya halinde 24 saat çalışıyorlar, işçi sayısı 1200 kişi. Özdemir beyin emri ile önce yetim çocuklar alınıyor fabrikaya. Hem karınları doyuyor hem çalışıyorlar, geceleride okuyorlar.. Antepli 3 erkek, 2 kadın öğretmen gönüllü olarak, geceleri bu çocuklar okutuyorlar. Antep baştan başa yanıp yıkılır, harp devam ederken kimin ölüp kimin kalacağı bilinmiyen o günlerde bu çocukların cahil kalmasın diye okutulması insanı hayrete düşürüyor.. Fabrikada 12 kısım var. Önemli bölümleri şunlar; TAMİRHANE: Başlarında yıldırım Yusuf usta var. Otomatikler,tüfekler,kasaturalar tamir ediyorlar. Bu bölümde çok önemli 1 işte yapıyorlar.Elde mevcut sagdan soldan getirilen mermiler levis makinelı tüfeklere uymuyor. Yusuf usta en iptidai aletlerle eyegilerle makinelı tüfeğin yuvasını elde mevcut fişeklere değiştiriyor. Bu 3 tüfek harbin sonuna kadar düşmana mermi yagdırıyor.
KAPSÜLHANE’nin başında teyfik usta var. Boş kovanlar dolduruluyor çetelere gönderilecek ama (KAPSÜL) gerek. O da yok. Gaz tenekelerinden pullar kesiliyor,çukurlatılıyor. Bu kapsüllerin içine (koliminat) konacak ki fişeği ateşlesin, koliminat ta yok.. kuyumcu ustaları kloritpotas ve zırnık’ın içine bir iki ecza katarak koliminatı da yapıyorlar. Tenekeden kapsül yapma işinde 10-12 yaşındaki kız ve erkek çocuklar çalışıyorlar. Dinamit,bomba fitilide bu fabrikamızda yapılıyor.Günde 3.000 metre fitil içi barut dolu kaytan elde ediliyor. Fitil makinesını yapanda teyfik usta .
Dökümhane; Geri kalan bilgiyi daha sonra verecem barakçı arkadaşlar…



Aga Yapar (doğrulanmadı)
Posts: 251
Joined:
masallah bayram aga bizi bu

masallah bayram aga bizi bu sekilde bilgilendiriyorsun. Sagol agam!



Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Image CAPTCHA
Copy the characters (respecting upper/lower case) from the image.

Kimler yeni

  • ultrakrall27
  • hataylı mehmetali
  • ziver_bey
  • SONERSONMEZ
  • gaziler diyarı

Kimler çevirimci

Şu an 0 kullanıcı ve 9 ziyaretçi çevrimiçi.

İçeriği paylaş