Chat
Sponsorlarimiz
Ara
KARGAMIŞ KÜLTÜRÜ (YÖRÜK BARAK TÜRKMENLER)
KARKAMIŞ KÜLTÜRÜ
Sadak Kültürü Örf, Adet ve Gelenekleri
Baraklar kapalı toplum olma özelliğini günümüze kadar sürdürmüş bir topluluktur. Bu nedenle kendilerine özgü kültür ve geleneklerinide aynı ölçüde korumuşlardır. Türk misafirperverliğini, türk örf ve adetlerini, Orta Asyaya uzanan tüm özellikelerini Barak’ta görmek mümkündür. Baraklar Horasandan Anadoluya oradan da şimdiki yaşadığı yerlere getirdikleri töre ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalmasını bilmişlerdir.
Barak Mutafağı
Eski Türk yemeklerini büyük bir kısmı ile Baraklara özgü yemek çeşitleri, bu yörede oldukça yaygın görülmektedir. Esasen Baraklar bu anlamda zevklerine düşkün insanlardır. Misafir ağırlamak onlar için bir şeref ve mutluluk kaynağıdır. Bu anlayış Barakları misafir perver kılmıştır. Bunun için Barakta her evin özel olarak misfirlerini ağırladıkları odaları vardır. Misafirlerin ağırlandığı, toplu sohbetlerin yapıldığı ve sorunların konuşulduğu bu odalar Barak’ın bir nevi kültür yerleridir. Acı kahve anlamına gelen Mırra’da bu odaların vazgeçilmez içeceğidir. Misafirlere mırra ikram etmek onlara verilen değerin ve gelişlerinden duyulan memnuyetin ifadesidir. Barakta günlük hane halkının yemeklerinin dışında, ziyafet, bayram, düğün, ölü ve yol yemekleri yapılmaktadır. Yöreye özgü 15 çorba çeşidi bakımından Barak mutfağı oldukça zengindir. Pilav her yerde pirinç ve bulgurla yapılır. Ancak Barakta pilav malzemesi olarak, birde firik kullanılır ki firiği başka yerde görmek mümkün değildir. Yöreye özgü firik pilavı sade yağla ve üstü kaplama etle servise hazırlanır ki lezzet ve tad bakımından ender bir pilav çeşidir. Firik buğday başaklarının henüz tam olarak olgunlaşmadan ateşte pişirilmesi ile yani bir nevi kebap yapılarak hazırlanan bir bulgur çeşididir. Etle yapılan çok çeşitli türleri vardır. Şişte kuşbaşı, kıyma, pirzola buraların vazgeçilmez kebaplarıdır. Yine bir kebap çeşidi olan patlıcan kebabı vardır ki buda yöreye özgü kebap türüdür. Çekilmiş kıyma ile patlıcanların şişlerde ateş üzerinde pişirilerek yapılan bu kebap yine tad ve lezzet olarak öteki kebaplardan daha çok aranır. Beklide patlıcanın lezzet bulduğu yemek çeşidi budur. Kıymalı etin gerekli sebze karışımı ile hazırlanarak ustalıkla hamur ekmekler üzerine yayılmak suretiyle fırında pişirilen lahmacun bu yörede lezzetin doruğuna ulaşır. Ayrıca özel aylarda yapılan Aşure bölgeye has baklava çeşitleri, künefe ve kadayıf tatlılarıda yapılmaktadır. Barakta yemeklerin hazırlandığı ve pişirildği yere mutfak anlamında “ocaklık†denilir. Ocaklıklar genellikle ev bölümünün dışında ayrı müstakil yapılarldır. Bu yörede hiç değişmeyen geleneklerden biriside istisnasız hergün yapılan yufka saç ekmeğidir.
Barakta Kız İsteme ve Evlenme Adetleri
Barakta kız isteme ve evlenme adetleri, eski Türk adetlerine göre yapılmaktadır. Her ne kadar toplumların modernize olma olayı, burayı da etkilemişse de eski usül genel olarak sürdürülmektedir. Kız ile oğlanın düğünlerde yada tarla ve bahçede birbirlerini görüpte beğenmeleri üzerine üile büyükleri bir araya gelerek bu işi başlatırlar. Tabi burada teklif ve isteme olayı doğal olarak oğlan tarafından gelir. Gelen teklif kızın ailesince değerlendirilir, kızında fikri alınarak olumlu yada olumsuz karşı tarafa bildirilir. Geleneksel kız alma verme olayında, görülen ve adına kalın denilen başlık parası geleneği son yıllarda kalkmış gibi görülmektedir. Esasen başlıkta amaç kız tarfının düğün masraflarına yardımcı olmaktır. Başlık parası hiçbir zaman için bir kazanç yada verilen bir meta karşılğı gibi duşulummeiştir. O günün şartları çerçevesinde kıza çeyiz ve iysi olarak kullanılır. Başlık pasının, kız tarafının kendi ihtiyaçları için kullanılması çevrece yadırğanır, hatta ayıplanır. Düğünler genellikle davul ve zurna ile yapılır. Bu süre eskiden bir hafta olurken şimdik zaman ve parasal mülehazalarla 3 güne indirilmiş olduğu görülmektedir. Düğünün son gecesinde, erkek ve gelin için ayrı ayrı kına yakma olayı olur. Kına gecesi düğünün önemli bir bölümünü teşkil eder. Gelinin kınasında onu biraz duyğlandırmak ve biraz da ağlatmak için genç kızlar tarafından şu dörtlük söylenir.
Elimi yuduÄŸum arklar,
Belimi verdiÄŸim dutlar,
Aha bindim gidiyorum,
Silip süpürdüğüm yurtlar.
Sözleri ve söyleniÅŸi ile duygu ve anlam yüklü bu türkü gelini oldukça etkiler ve göz yaÅŸlarını tutamaz. Hatta onun yakınında bulunan diÄŸer kadınlarda aynı ÅŸekilde duyÄŸulanarak onlarda gizlice aÄŸlarlar. Gelin için çocukluÄŸunu ve genç kızlağını yaÅŸadığı aile ocağından ayrılmak az da olsa bir burukluk yaratır. Böyle durumlarda insan, en mutlu anında bile hüzünleniyor. Eskiden gelin ata bindirilerk oÄŸlan evine götürülrken günümüzde bu iÅŸ için araba kullanılmaktadır. Gelin mahalli kıyafetle donatılır , baÅŸ ve yüz kısmına özel bir duvak ve baÅŸlık yapılır. Bu baÅŸlÄŸa çeÅŸitli renklere boyanmış uzun tavuk tüyleri ve sedef çiçekleri takılarak görkemli bir manzara yaratılır. Åžal kumaÅŸtan yapılmış “göynek†onun üzerine giydirilmiÅŸ fermene denilen bir nevi ceketle özenle hazırlanan gelin, başındaki baÅŸlık ve yüzündeki duvakla bütünleÅŸerek bu görkemliliÄŸi tamamlar. At üzerinde gelin gibi deyimi iÅŸte bu manzarada ifadesini bulur. Gelinin atın üzerinde rahat tutunabilmesi için önüne birde yastık verilir. Gelinin arkasına 67 yaÅŸlarında bir erkek çoÄŸcuÄŸ bindirilir ki inanca göre gelinin ilk çocuÄŸu erkek olsun. Gelin güvenÄŸinin evine yaklaÅŸtığı zaman önündeki yastığı bir delikanlı alıp kaçar ve bu yastağı güveÄŸiye teslim eder. GüveÄŸide yastığı getiren ybu ÅŸahsa bahÅŸiÅŸ verir. GüveÄŸi bundan sonra yakın arkadaÅŸları ile birlikte gelin ineceÄŸi damın başına çıkar gelinin attan inmesini bekler. Gelin eve gelipte evin kapısı önüne durduÄŸu zaman, güveÄŸi tarafından geline ve kalabalığın üzerine ÅŸeker ve para saçar. Bu olay güveÄŸinin mutluluÄŸunun bir ifadesidir. Gelin attan inmezden önce kayınbaba yada kaynana tarafından ona bir hediye sözü verilir. Bu bir koyun, bir altın, yada eÅŸ deÄŸer bir hediye olabilir. Bu hediyeye de “üzengilik†denir. Bundan sonra gelin attan iner ve kendisi için yere açılmış döşeÄŸin üzerine oturur. EÄŸer gelin köy aşırı baÅŸka bir yere gidiyorsa yolda toplanan kadınlar, gelin alayını durdurup geline bakarlar ve ayrıca geçeceÄŸi yerlerden erkeklerde düğün alıyında bahÅŸiÅŸ kabilinden yol hakkı alırlar. Bütün bu iÅŸler yapıldıktan sonra, sıra yerlere serilen serÄŸiler üzerine oturarak gelecek yemeÄŸi beklerler. Ancak yemekten önce oÄŸlan tarafına yardım amacıyla para toplanır. Bu genellikle düğün masrafına katkı, yapmak için yapılır. Katılan herkes düğün sahibine yakınlığı derecesinde ve mali durumuna göre para yardımında bulunur. Bu para toplama olayınaâ€ÅžabaÅŸâ€denilir. Bundan sonra yemek servisi yapılarak misafirlere ikramda bulunulur.
KINA GECESİ
Kına gecesi adeti,bütün Türklerde olduğu gibi,Barak insanı için de vazgeçilmez bir düğün geleneği adetidir.Kına gecesi diye zifaf gecesinden evvelki geceye denir.Güveğin kınasını gençler ve gelinin kınasını yetişkin kızlar yakarlar.Kına ekeğin yalnız sağ eline gelinin ise elleri ile beraber ayaklarına yakılır.
ERKEK KINA GECESİ
Kınası yakılacak yere güveği götürürlürken manilerle götürülür.Kına yakılmazdan önce güveği önce evliler yanlarında tutarlar.Bekarların güveği alarak kınasını yakabilmeleri için evlilerin isteklerinin yerine getirilmesi ve arzularının tatmin edilmesi usuldandır.Mesela; evliler her gençten ayrı ayrı birer türkü yahud tek tek kalkarak oynamalarını isterler.Bu onların arzularına bağlıdır;bunları hic istemezler de birer kurban isterler.Daha bunlardan horoz gibi ötmek,köpek gibi havlamak, eşek gibi anırmak, isteniyorsa bunlara da itiraz edilmez, yapılır.Yapılmazsa kınayı evlilerin yakacağı ilan edilir.bu ise gençler için çok ayıptır.Evlilerin rızası alındıktan sonra yine kına yakacakları adamları da secerler,bu gençler güveği alarak kınasını yakarlar, kına yakılırken de keza koşmalar, türküler,maniler söylenir.
KADIN KINA GECESİ
Güveğinin kınası yakılırken gülüşmeler eğlenceler ve bir türlü komiklikler yapılırken gelin evinde biraz oynandıktan sonda sanki bir matem kurulur,ağıt ve fiğanlar başlar.Tabii bu ağlamalar gelişi güzel değil bir merasime tabidir.
Evvela geline banyo yaptırılır.Banyo yapılırken gelinin sevdiği ve ahbabı olan genc ve yetişkin kızlar etrafında bir halka teşkil ederler.Bu kızlardan birisi üzerine su döker,başka biriside sabun sürerek yıkamaya başlarlar.Diğer kızlar gelinin üzerine doğru eğilerek tatlı acıklı bir ahenkle şu aşağıya yazdığımız(Yakı) türkülerini söylerler.Gelin ve geride duran bütün kadınlar da hep bir ağızdan ağlaşırlar.
KINA TÜRKÜLERİ
Altına attılar ağır cecimi
Boynuna taktılar yağlı sicimi
Tezin ağlatmayın gelin bacımı
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Şu dağın ardına duman mı durdu
Pabucunun içine yılan mı girdi
Ammin uşağına kıran mı girdi
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Şu dağın ardında bir kuşum kaldı
Kergahlar üstünde nakışım kaldı.
Bacısı güzelden bir eşim kaldı
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Eliyin kınası çamurdan mı ola
Gözüyün sürmesi kömürden mi ola
Anayın yüreği demirden mi ola
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Şu dağın ardında ekerler küncü
Ekerler biçerler severler genci
Genç bana göndermiş ayva turuncu
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Şu dağın ardında bir kuş olaydım
Kergahlar içinde nakış olaydım
Gelene gidene bir eş olaydım
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Şu dağın ardında üç ağaç incir
Elinde kelepçek boynunda zincir
Sıkma kelepçeği kollarım incir
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Annem seni has dağında haslamış
Zülfünü gül dalında ıslamış
Annen deni iller için beslemiş
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Bir dof atlı çıktı cerit ilinden
Yürek doldu geldi garbi yelinden
Bir tas su istemezdim zem zem gölünden
Sular bulanık içilmez oldu
Anadan babadan geçilmez oldu
Ağlama kız gelin yazın bu imiş
Yukarıda yakılan (ağıtlar) söylenirken kızların yanında ihtiyarca bir kadın bulunur “darısı sizlere... Bahtınız açık olsun... ve akbahtlı olasınız†diye dua eder.Bu yakılar aynı zamanda kına yakılırken de söylenir.Kınanın yakılması için gelinin kardeşine, amcasına, annesine, küçük hemşiresine verilecek yol ve yordamın tamamen sağlanması şarttır.Yoksa kına yakılamaz, ta ki gelinin velisinden ruhsat gelinceye kadar beklenir.
GÜVEĞİN DONATILMASI
Gelinin indirilmesinden ve düğün yemeğinden sonra güveğinin donanması işine gelinirki bu genellikle akşamüzeri yapılır.Güveğinin arkadaşları taplanarak düğün son perdesi olan güveğin donatılması işini yine davul zurna eşliğinde oyun ve türkülerle yaparlar.Bu bölümde güveği özenle traş edilir,yani giysileri bir tepsi içerisinde getirilir ve yine yapılan şenlikler eşliğinde ona giydirilir yani donanır.Bu donanma işi geve saat 8-9 a kadar sürür.Bütün bunlardan sonra güveği, türkü oyun ve şenlikler eşliğinde bir kalabalık tarafından yeni evine getirilerek gelinin yanına indirilir.Böylece günlerce süren düğün ve eğlence mutlu bir sonla noktalanmış olur.
CENAZE ADETLERİ
Hayat madalyonun iki yüzü gibidir.Bir yanı iyi ve tatlı, diğeri iske acı ve hüzün dolu.Yani hayat sevincin mutlulğun acı ve hüznün bir yumağıdır.İnsan oğlu yaşamın penceresinden bunları hep görür durur.Ancak yaşam herşeye rağmen devam eder.Evet sözü Barak’ta cenaze adetlerine getirmek istiyorum.
Ölümün çaresizliÄŸine yenik düşen insanoÄŸlu, teselliyi inanç ve adetler üzerine kurdukları geleneklerde aramışlardır.Barak’ ta bu gelenek İslam inancı üçerine kurulmuÅŸ fakat kendilerine özgü cenaze ve defin adetleri vardır.DoÄŸaldır ki, bir yakının, bir dostun ya da bir tanıdığın ölümü herkesi sonsuz acı ve kedere gark eder. Bu acı ve duyulan üzüntü aÄŸlama ve ağıt ÅŸeklinde tezahür eder.Ölünün yakını kadınlar dövünme saçlarını yolma ve kan çıkıncaya kadar yüzlerine tırnaklarını çizerler.Yanık sesli bazı kadınlar ağıt ÅŸeklinde türkü yakadak herkesi aÄŸlatırlar.Ölünün naaşı etrafında halka atarak oturan mkadınlar, venazenin kalkmasına kadar bu çırpınma ve aÄŸlamalarını sürdürürler.Son derece üzgün görünen erkekler ise gözyaÅŸlarını içlerine akıtırlar.Ölüm haberi tüm yakınlara ve tanıdarlara en seri vasıtalarla ulaÅŸtırılır.Haberi duyan akraba ve dostları da aynı ÅŸekilde en seri yolla ölü evine ulaşırlar.Bir yandanda defin için gerekli hazırlıklar yapılır.Yıkama ve kefinleme iÅŸi tamamlandıktan sonra tabut eller ve omuzlar üzerinde mezarlığa götürülür.Burada hazırlanan mezara aynı usüllerle bırakılarak üstü tümsek oluncaya kadar topraklanır.Defin iÅŸine katılanların ölünün mezarına kürekle toprak atması bir saygı ve dostluÄŸun ifadesi olarak telakki edilir.Defin iÅŸinden sonra ölünün yakınları bir yana çekilerek cenazeye katılanların baÅŸsaÄŸlığı dileklerini kabul ederler.Kalabalık bu sırada topluca köye döner.Dışarıdan gelenler için yemekler hazırlanır.Her ev yeterince misafirini alarak hazırladığı yemeÄŸi onlara ikram eder.Genellikle ölü evinin dışında her ailenin böyle yemek yapma geleneÄŸi vardır.Yine böyle yemekler için mutlaka bir koyun ya da kuzu kesmek gereklidir.Ölü evi halkı için diÄŸer evlerden yapılmış yemekler getirilerek ölünün yakınlarının yemek yemeleri saÄŸlanmış olur.Sonraki günlerde bir hafta ya da 10 gün süre ile ölü evine taziyeye gelinir ki buna â€yas yerine gitme†ve “hatır alma†denir.Yas yerine gelenler ölü evine yardım kabilinde bir ÅŸeyler getirirler.Bu muhtelif gıda maddeleri olabileceÄŸi gibi bir koyun yada kuzu olabilir.Taziye boyunca gelenlere yemek verilir, ayrıca çay ve acı kahve ikram edilir.Barak’ta hangi amaçla olursa olsun misafir durumunda olan kiÅŸilere ikram ve hürmet etmek en büyük gelenektir.En acılı günlerinde bile insanlar acılarını yüreklerine gömerek, misafirleri ile yakından ilgilenip, hürmet ve saygı gösterirler.
Ölenin elbise ve ayakkabısı köyün dışında fakir kişilere verilir.Yedi gün sonda ölünün canı için tuz dağıtılır.Kırkıncı gününde mevlit okutulur.Üç ay sonra da yine ölünün canı için helva dağıtılır.Bir yıl sonra da kurban kesmek adettir.Bayramda da mezarlık ziyaretleri yapılır.
BARAK YÖRESİNDE GİYİM
Barak’ta eskiden kadın ve erkeklerin geleneksel giyim tarzları ve kullandıkları giysiler vardır.Ancak son yıllarda bu eski giyim geleneğinin büyük ölçüde değiştiğini görüyoruz.Eski giyim tarzını günümüzde artık belirli ve özel günlerde giyilmektedir.
ERKEK GİYSİLERİ
Önceleri erkekler başlarında fes onun üzerine “ahmediye†denilen bir nevi başörtüsü sararlardı.Durumu zengin olanlar ise ipekli Trabulus bağlarlardı.Uzun entari tipi fistan giyilir bunun altında da beyz bezden dikilmiş şalvar tipi bir giysi olurdu.Kışın ve özellikle çalışırken aba giymek bir gelenekti.Aba daha sonraları bir çeşit iş öynüğü şekline dönüştü.Ayağa yemeni giyilirdi.Bugün için çdğunlukla pantlon,şalvar ve ceket giyilir.İleri yaştakiler başlarına şapka takar ancak yeni nesilin şapka vurma geleneği yoktur.
KADIN GİYSİLERİ
Barak’ta kadınların başları iki baş örtüsüyle bağlanır.Birinci örtüye baş ve boyun kısmı kapatılırken ikinci örtü bunun üzerine bir şerit gibi bağlanır ki buna “alın ya da baş bağlama†denilir.Geleneksel Barak kadın giysi tarzı üçetektir.Bu kıyafet adından anlaşılacağı üzere üç parçadan oluşur.Alta uzun bir entari buna “Köynek†denilir.Onun üzerinde dilimli parçalardan ibaret “zubun†vardır.En üstte “fermene†giyilir.Bunların üzerine de belden bağlama ve bir dikdörtgen olan bir önlük vardır.Ayrıca don anlamına gelen uzun ve geniş diz donu giyilir.Ayağa sarı papuç giymek yine gelenektir.Barak kadınlarının güzel ve düzgün giyimleri bayram ve düğünlerde daha çok görülür.
BARAK TÜRKÜLERİ
Barak’ın bilinen en büyük özelliklerinden birisi de türküleri ve oyunlarıdır.Bunlar tümüyle yöreye özgü folklor ürünleridir.Bu yönüyle Barak oldukça zengin bir kültüre sahiptir.Yine Barak’ta her türkünün bir konusu her olayında bir türküsü vardır.Bu bakımdan türküler anlam yüklüdür.Yaşanılan olaylar çekilen sıkıntılar,göçler ve göçlerin zorlukları yapılan savaşlar,sürgünler isyanlar işte bunlar türkülerin konuları olmuştur.Bu nedenle acı hüzün ve dert yüklüdür türküler.Zaten Barak türkülerine genellikle dertli denir.Barak dertlisi.
Tabii Barak türkülerinin içinde sevgiyi güzeli ve güzelliği ifade edenleri de vardır.Ayrıca düğünlerde ve eğlencelerde topluca söylenen bir nevi kırık hava ve mani türü olan türkülerde görülmektedir.Türkülerin söylenmesinde halk arasında geçerli sayılan ses,sert ifadeli söyleniş şeklidir.Bir nevi haykırış gibi.Yörede erkekler arasında görülen ses genişliği çoğunlukla tenordur.Kadınlarda türkü söyleme geleneği yok denecek kadar azdır.
Barak’ta en çok şu türküler söylenir.Barak dertlisi,İskan, Beyveled, Bilal bey, Bey mayıl, Hurşit, Öksüz oğlan, Ali paşa, Ezogelin, Döne gelin, Haco gelin, Gündeşli oğlu ve Leylim türküleridir.Aşağıdaki dörtlükler Barak türkülerine bir örnek teşkil eder.
Kavum aÅŸiret bir vualim var size
Çıkmışım mansur gibi dara ben
Korkarım yarimi yad eller alır
BoÄŸulurum namus ile ara ben
Benim gönlüm seyir ile seyranda
O kız gezer düğünlerde bayramda
Benim gönlüm emmim kızı meryemde
Korkarım ki hasret gidem yara ben
Türlü iblis giymiş boylu boyunca
Yar yüzüne bakamadım doyunca
O yar gelip helallaÅŸak deyince
Kan ağladım gözlerimden yaş geldi
Seyran edip seyrangahtan gelirken
Yine yolum dost köyüne düş geldi
Ben kendi derdime derman ararken
Boyunuma bilinmedik iÅŸ geldi
Sonraki bölümlerde Barak şair ve aşıklarından alınan şiir ve türkülere ayrıca yer verilmiştir.
HALK OYUNLARI
Barak oyunları topluca elele tutuÅŸarak halay ÅŸeklinde oynanır.Halaylarda baÅŸta erkekler geride de kadınlar yer alır.Oyunlar davul zurna eÅŸliÄŸinde olur.Halayın başında bir erkek bulunurki bunun görevi “baÅŸ çekmeâ€dir. Bu kiÅŸi aynı zamanda ekibin düzen içinde oynamasını saÄŸlar.Kadınların baÅŸ çekme geleneÄŸi yoktur.Barak folkloründe ferdi oynama durumu görülmemektedir.Oyun ritimleri Anadolu’nun diÄŸer bölgelerindeki oyun sitillerinden farklıdır.Kına gecelerinde ya da güveÄŸi donatmada tek ya da ikiÅŸerli gruplar halinde oynama durumu görülmektedir.Genel olarak folklörün doÄŸal özelliklerinden birisi de giyilen kıyafettir.Bu hususa Barak’ta çok önem verilir.Rengarenk bu geleneksel kıyafetler içerisinde Barak oyunlarının cezbediciliÄŸi kabul edilir bir gerçektir.Yöre oyunları için ne çok ağır nede çok hareketli ifadesini kullanamıyoruz.Ancak bunların ortası sözü belki de gerçeÄŸe daha yakın olanıdır.
Barak’ta oynanan oyunların başlıcaları şunlardır.Ağır hava, Coma düzü, Düz hava, Velde,Berde,Üç ayak, Cezehir, Meryem ve leylim havalarıdır.
LEYLİM OYUNU
Leylim türkülü bir oyun adıdır.Bu, düğünlerde veya bayramlarda oynanır.Leylimi oynarken kadın erkek birlikte elele tutuşarak büyük bir daire teşkil ederler.Türküyü bir genç kız veya kadın söylemek isterse o zaman erkekleri halkaya tutturmazlar,yalnız kendileri oynar
Leylim türküleri bizim bildiğimiz manilerden ibarettir.bu maniler sonlarına önlerine bazı kelimeler getirmek şartiyle muhtelif ahenk ve bestelerle terennüm edilir.Bu kelimeler herhangi bir maniye eklenirse o maninin bestesi değiştirilir,oyunda da sıçrayış ve hareketler değiştirilerek seslerin ahengine uydurulur.
YÖRESEL KELİMELER
AÇACAK :Kapı kilidi, anahtar
AHIR :Büyük ve küçük baş hayvan barınağı
AHMEDİYE :Kadınların sarı renkli baş örtüsü
AKKERE :Büyük baş hayvanların yem yedikleri yer
AKKEZE :Baston
AMMİ :Amca
ARAHI :Rakı
ARASA :Tahıl satılan yer (Pazar
ARIK :Doğal su kanalı
ASHAB :Elbise
AVRAT :Kadın
AZAP :Bir yıllık çiftçi
BAKDENİZ :Maydonoz
BALCAN :Patlıcan
BEKMEZ :Pekmez
BASAMAK :Sabit Merdiven
BELİK :Kadının örülmüş saçı
BELLEAA :Kirli suların geçtiği açık kanal
BERECİK :Urfa’ nın kazası Birecik
BIÇKI :Testere
BILDIR :Geçen Sene
BIYAN ŞERBETİ:Meyan Şerbeti
BÜK ÜZÜMÜ:Böğürtlen
CARTLAK KEBABI:Ciğer Kebabı
CERCER :Tahılları sapından ayıran kesici aletli tahtadan yapılmış alet
CINCIK :Kırık cam pançası
CİVELEK :Arazisi olmayan köylü
COR :Birkaç kişinin karşılıklı sohbeti
ÇATMA :Üç ince direğin bir ucundan bağlanarak yapılarak üç ayaklı askılık
ÇIKIN :Ekmek vs.sarılan bez
ÇITKI :Gelin başı süslemesi
ÇIKKLA :Sadece
ÇULLUK :Hindi
ÇÖRTEN :Çatıdan akan suyu yönlendiren oluk
ÇÖMÇE :Yemek servisinde kullanılan büyük kaşık
DAHRE :Ağaç kesim işlerinde kullanılan alet
DARI :Mısır
DEPELEMEK:Çiğnemek (ayak altında)
DEPİK :Tekme ile vurma
DEVLÜP :Tahıl ve fıstık gibi bitkilerin kabuklarını ayırmak için taştan yapılmış silindir.
DIMIŞKI ÜZÜM:Yöreye has bir üzüm türü
DİLME :Üzüm suyu ve nişastadan yapılmış tatlı türü
DON KAZANI:Çamaşır kaynatmak için yapılmış kazan
DÖĞME :Buğdaydan yapılmış keşkek
DULDA :Gölge
DULUK :Saç favorisinin bulunduğu kısım
ELETMEK :Götürmek
ELÖPEN:Kertenkele
ERGEN:Genç kız, delikanlı erkek
FANUS:Gemici feneri
FERMENE:Kadın yeleği
FİREZ:Ekimi yeni biçilmiş tarla
GEÇE:Taraf yan
GEÇİ:Keçi
GELİYSİN:Geliyorsun
GİDİŞMEK:Kaşınmak
GULUNÇ:Sırt
GUVARMAK:Bırakmak
HALLE:Buğday veya şıra kaynatan büyük kazan
HAMPARA:Yörede çıkartılan beyaz ve sert taş
HANEK:Laf konuÅŸmak
HAPHAP:Takunya
HARADAN:Nerede
HARAL:Kıldan yapılmış büyük çuval
HAS:Marul
HASITLAMAK:Kıskanmak
HAVARA TAŞ:Yerden çıkartılan beyaz taş.
HAYDE:Yörede has altı kösele üstü deri ayakkabı.
HAYIR:İncir
HAYRAT:Kırsal yörelerde içinde su depolanan üstü kapalı yer.
HAYLA:Nasıl
HAZVEL:Korlaşmış ateş
HEDİK:Kaynatılmış buğday
HERİF:Bey (Adam)
HİM:Bina Temeli
HORANTA:Aile TopluluÄŸu
HÖKKEŞ:Ökkeş (Erkek ismi)
HÖNÜSÜ ÜZÜM:Yöreye has ilkbaharda yetişen pembe üzüm.
HÖSÜN:Hüseyin(Erkek İsmi)
İTEĞİ:Ekmek yaparken üzerine un konulan bez.
İZAR:Kara çarşaf
İVEZİ ÜZEM:Yöreye has üzüm çeşiti
KABIRLIK:Mazarlık
KAHGE:Simit
KAHGECİ:Simitçi
KANNE:Cam ÅŸiÅŸe
KESEFET BASMAK:Uyuklamak, esnemek
KELLE:Kez, defa, kere
KÖYNEK :Gömlek
KÜNCÜ :Susam
LOĞ :Toprak damların akmaması için üzerine gezdirilen taştan yapılmış silindir.
MAHRA :Sebze ve sandığı
MAHMİL :Duvarın içine yapılmış dolap
MASMANA :Zeytinyağı ve sabun imalathanesi
MAŞARA :Tarla sulama işlemi yapmak için yapılmış bölüm
MELHAFE :Yorgan dikiminde kullanılan seyrek dikilmiş kumaş
MERÇ :Taban suyu yakında olan arazi
MESES :Sabahları çift süren kişinin kullandığı ucu demirli sopa
MEÅžEFE :PeÅŸtamal
MİŞMİŞ :Kayısı
MUMBAR :Dolma yapımında kullanılan ince bağırsak
MIRRIK :Cıvık çamur
NAHIR :Küçük baş hayvan sürüsü
NİŞ :Hafif ıslak yer
NOHUT DÜRÜMÜ:Haşlanmış nohuttan yapılmış dürüm
OĞURLAMAK:Hırsızlık yapmak
ÖKSEMEK :Özlemek
ÖKENMEK :Birisinin konuşmasını taklit etmem
ÖLBE :Tahtadan yapılmış silindir şeklindeki kap
ÖRKLEMEK :Büyükbaş hayvanın otlaması için bir yere bağlamak
ÖRTME :Ev önü bir yer balkon
PERÇEM : Saçın Ön kısmı
PİSSİK : Kedi
PÖÇ : Kalça
SALLAMA : Kalınca yaplmış ekmek
SAVAN : Sofra bezi
SERPENE : Bağda üzümleri yukarıya kaldınan ucu çatal sopa
SEKİ : Ev Önünde oturulacak yüksekçe yer
SIYIPMAK : Kaymak
SİFTAH : İlk
SİLLE : Tokat
SOKU : Bulgur, biber vs ezmek için taştan yapımış çukur.
SÖÖRMİ : Patlıcandan yapılmış yöre yemeği.
SULAMA : Şeker, yağ ve hamurdan yapılmış sulama
SUMSUK : Yumruk
SÜLLÜM : Tahta Merdiven
SÜYÜK : Damın kenarı
ŞETİL : Fide
ÅžORAK : Tuzlu
TAÄžA : Pencere
TAPLAMA : Bir çeşit ekmek
TEBELLEÅž : SataÅŸmak
TELBİS ETMEK : Bütün alanı bol su ile yıkamak
TEMETOS : Domates
TEPİR : Hasırdan yapılmış üzerinde yufka ekmek konulan altlık.
TEÅžKALA : TelaÅŸ
TEŞT : Çamaşır yıkanan geniş kap.
TEZE : Taze
TİYEK : fidan
TUMAN : Don
TUT : Dut
TÜSBAH : Tesbih
UŞAK : Çocuk
ÜDÜRGÜ : Matkap
YEKİNMEK : Kalkıp fırlamak
YOORUM : Yahu
YALBIRDAK : Yarı çıplak
YANNIK : Deriden yapılmış yoğurdun yağını çıkartmakta kullanılan araç
YENİCE : Yeni ekilmiş bağ
ZABIK : Dar sokak
ZAHVUR : Yemeklere tat ve koku veren kurutulmuş sarı çiçek
ZAMBIRLANMAK : Kızmak, Öfkelenmek
ZEMBİL : Lastikten Yapılmış kulplu sepet.
ZEVZİR : Güvercinden küçük siyah renkli göçmen kuş
ZİBİL : Hayvan gübresi ve çöp
ZİKKE : Hayvanların bulunduğu yerden uzaklaşmaması için demirden yapılmış yere çakılan kazık.
ZIRZA : Kapı sürgüsü
Şiirler-Maniler-Türküler
Şiir ve Türkü, Barak insanı için vazgeçilmezlerdendir. Zira Baraklı, adeta bütün duygularını şiirleri ve türküleri ile dile getirmiştir. Çekilen acılar, kederler, gurbet duyguları, özlemler, sevinçler sevdalar kısaca insanoğlunun yaşayabileceği bütün duygular Barak’ta şiir olmuştur, türkü olmuştur. Gün olmuş isyan türküleri, gün olmuş isyan türküleri söylenmiştir. Ama her zaman tertemiz aşklar, sevdalar dile getirilmiştir.
Şiirler, türküler ve maniler Türk kültürünün önemli bir parçasını oluşturan Barak kültürünün temel taşlarındandır. Barak isanı şiirlerle, türkülerle, manilerle doğar ve onlarla yaşar demek pek yanlış olmaz. Geçmişten günümüze odalarındaki sohbetlerin en önemli parçasınıda türküler oluşturur. Geçmişten günümüze kadar söylenen şiir ve türkülerden derlediğimiz bazıların kitabımızın bu bölümüne aldık. Elbette Barakta çok sayıda şiir, türkü ve mani vardır. Ancak biz sadece birkaç örnek alabildik.
İskan Türküsü
Kalktık Horsandan sökün eyledik.
Düşürdüler bizi tozlu yollara
Omuzda parlıyor uzun kargılar
Aşırdılar bizi karlı doğlara,
Bölük, bölük olu yüklendi göçler
İhtiyarlar bindi, yayadır gençler
Başımıza geldi gördüğümüz düşler
Bizden sonra bir nam kalsın dillere
Oradan kalktık sökün ettik COlab’a
Seksenbin hanadır gelmez hesaba
Deve, koyun çoktur sığmaz hesaba
Susuz hayvanlar inleşir çöllerde.
DedemoÄŸlu

Joined: 2007-12-17