Chat
Sponsorlarimiz
Ara
BARAK ŞİİR VE TÜRKÜ
BARAK ŞİİR VE TÜRKÜLERİNDEN DERLEME
Uzak yoldan geldim senin adına
Dökülmüş yüzünde nurun kalmamış
Ezel, kaşın ilen işmar ederdin
Şimdi söylemeğe dilin kalmamış
Havas oldum elindeki badeye
Karşı duram senden gelen kadaya
Çoluk çocuk doldurmuşsun odaya
Bana oturmaya yerin kalmamış
Miskin Alim der ki koymam sıradan
Sürün gitsin engelleri aradan
Şu benim muradım versin Yaradan
Benli sultan hepinizden güzelmiş
Miskin Ali
Kadir Mvlam senden bir yar isterim
Daha bu Dünyaya gelmedik olsun
Ne anadan doÄŸmuÅŸ ne yeri belli
Daha bunu gözler görmedik olsun
Ayağında çizme burnunda hızma
Başının çevresi gül ile yazma
Cennetten ayrılan huriden azma
Daha bu dünyaya gelmedik olsun
Miskin Alim derki dediÄŸim olsa
Şakısa bülbüller gülüne konsa
Her beni gördükçe oynayıp gülse
Daha bir kimseyle gülmedik olsun
Miskin Ali
Seferberlik Destanı
Seferberlik emri geldi okundu
Allah Allah deyüp kalkar giderim
Bütün millet birbirine sokuldu.
Çantayı boynuma takar giderim.
Yalvarın Allah’a edin duayı
Mevla verir bütün derde devayı
Güç gücüyle yaptığım bu yuvayı
Kazma kürek ile yıkar giderim
Hiç kalmadı hallerimi soranım
Arkam sıra mektup yazıp verenim.
Toplansınlar eşim dostum yarenim
Gelin helallaşın çıkar giderim.
Derdiçok
ABBAS PAÅžA
İskeleden çıktı bir Abbas Paşa
Kıcılı boranlı bir dağ var önünde
Mevali Beyleri at başı çekmez
Beni eğleyecek yer var önünde
Elbeyli Türkmenden yolun açarsa
Kanlı Murat köpüğünü saçarsa
Eğer Abbas Paşa buradan geçerse
Seyidi Battal gibi er var önünde
Feriz Bey dersen İskanın başı
Aşiretler her zaman eder savaşı
Keser kelleri söker öleşi
Kuzgunlar dönecek çöl var önünde.
EZO GELİN ŞİİRİ 1
Altına al giymiş üstüne mavi
Yarim kanatlanmış uçmanın çağı
Ancak şahin alır böyle bir avı
Gene dertli dertli gider bu gelin
Üce dağ başına yağmaz mı dolu
Eşinden ayırlan olmaz mı deli
Günde üç beş kere gürürdüm seni
Şimdi aydan aya sabreder gönül
Salınmaz ateşi saldın özüme
Gecelerde uyku girmez gözüme
Son zamanda sen gelirsin sözüme
Gene dersin ben ettiÄŸim bilmedin
Hudut var uğrunda geçme orayı
Avcılar da arar bahtı karayı
Zambır, devehüyük, şu zugarayı
Kozbaşta bir gece yattı mı dersin
Hanifi AÇIKGÖZ(Şiddo Hanifi)
Ezo Gelin-2
Bir hançer bakışlı kanlar içen yar
Şu beni velvele salar gözlerin
Sen korkup Allahtan sürmeler çekme
Evel evvelden de kara gözlerin
Tuğsuz vezir gibi salınır gezer
Aşıklar ismini deftere yazar
Şu senin salınman bağrımı ezer
Evel evvelden de kara gözlerin
Ay benim der isen gün ele girmez
Öldürür aşığı hiç aman vermez
Bu asır güzeli ikrara durmaz
Ömür telef edip sevmeli değil
Acep bu yerlerde kalmalı değil
Aladır gözlerin sürmeli eğil
Bir yar peydah ettim el aldı gitti
Gitmeli bu elden kalmalı değil.
Hanifi AÇIKGÖZ(şiddo Hanifi)
SevdiÄŸim
Seyredipte seyrangaha gelirken
Doğru yolun dost köyüne düşgeldi
Ben kendi derdime derman ararken
Başımıza türlü türlü iş geldi.
Türlü libas geymiş boylu boyunca
Mah yüzüne bakamadım doyunca
Kız gel senle halallaşak deyince
Kan ağladım gözlerimden yaş geldi.
Hüsnücemaline yetişmez beha
Şu yalan Dünyada nem kaldı daha
Seni ısmarladım güzel Allaha
Kömür gözlüm çok sevdiğim hoş geldi.
Senin gönlün seyranlarda sefada
Benim gönlüm gam yükünde cefada
Madem gönlün yokmuş Kul Mustafada
Ruhu çıktı canevine kış geldi.
Kul Mustafa
Yalan Dünya
Cebe cevşen donlarını geyince
Havf ederdi kötü düşman görünce
Yürük bindim güzel sevdim doyunca
Dünya sende bir muradım kalmadı.
Cebe cevşen donların götürdüm
Şah Acemden Şav kadıyı getirdim.
Şükür olsun yaşı yüze yetirdim.
Dünya sende bir muradım kalmadı.
Kılıçoğlu der ki Tarikatta yerim var
İl içinde namus gayret arım var
Kul Muhammed Ali derler pirim var
Dünya sende bir muradım kalmadı.
Kılıçoğlu
Munbuç
Belli belli bağlarının baranı
Çift çift durur çöllerinin cereni
Sana derim sana Munbuç viranı
Çarşıda çağrışan dellalar hanı
Munbucun kapısı demir halkalı
Yane deyem kahpe felek yıkalı
Üstü şadravanlı demir kubbeli
Havuzunda abdest alanlar hanı
Deli Boran Arap ata binerdi
Üstümüze avcı kuşlar dönerdi
Hah deyince beş yüz atlı binerdi
Ağca cerenleri kovanlar hanı
Deli Boran
GURBET
DerviÅŸ olup seyahatte gezerken
Egime dakacak şalım kalmadı
Şimdi düştüm gam deryasına yüzerim
Benim yapışacak dalım kalmadı.
Yüce dağlar çekmez benim zarımı
Zalim Felek söndürmüyor narımı
Aman beyler ürkütmüşler arımı
Dağıldı peteğim balım kalmadı
Kavm aÅŸiret baÅŸ ucuma derildi
Derildi de yaralı halim soruldu
Kısmetimiz gurbet ilde verildi.
Tutuldu lisanım dilim kalmadı.
Derviş alim der ki belim büküldü
Gözüm yaşı sinelere döküldü
Ecel defterim göge çekildi
Sıçradı cesedden canım kalmadı.
DerviÅŸ Ali
Barak Elleri
Yüzsekiz köydendir, Barak elleri,
Durmaz eser durur, Garbı yelleri,
Baharlarda yaman olur selleri,
Meleşen kuzular, öten kuşlar
Öncülerle Alagözün arası
Kardeş gibi bitişikti tarlası
Rüzgarlarla değiştirdi havası
Çatlamış toprak, su ister mer’ası
Okumuşu çoktur tek tek sayılmaz
Vatan sevgisinde öne geçilmez
Hain düşünceler, burada geçinmez
Toprağı namustur, asla basılmaz
Düşmanlar toprağımız basıldı
Hayvanlar yakılıp, evler yıkıldı.
Dürya’ya kötü miras bırakıldı,
Çekirdek ekmekle, yurt kurtarıldı.
Nizip savaşı bu yerde yapıldı,
Can verilip, nice kanlar döküldü.
Kötü emelli Fransız sürüldü.
İman gücü, bir kez daha görüldü.
İsa GÜLŞEN

Joined: 2007-12-17