Chat
Sponsorlarimiz
Ara
Badeli Nahsenin hikayesi
1930 yillarinda yasayan Badeli Nahsenin hikayesi
Badeli Nahsenin hikayesi
Zalimmahmet ismindeki ziyaretcimiz bize 04-08-2010 tarihinde asagidaki yaziyi gonderiverdi:
Badeli Nahsen türküsünü ilkin 1971 yılında Gaziantep Müzesi girişinde yaşlı bir kadının ağıtı şeklinde dinlemiştim. Daha sonra araştırdım ve aşağıdaki bilgilere ulaştım.
Gelecek kuşaklara da aktarılması ve 1930'lu yıllarda geçen ve artık bir efsaneye dönüşen bu hikayenin mevcut dinleyenlerine olan saygımdan ötürü bazı gerçeklerinden bahsetmek istiyorum.
Umarım her iki tarafıda yaralayacak bir şey yapmış olmam. Bir tarafta Suriye beylerlnln haracını yiyen zincirlere sığmayan aslan. Diğer tarafta ağıtta adı geçen ve zalim olarak adlandırılan ve 'hindo' şeklinde hakaret edilen Ahmet bey.
Halen ailesindeki erkeklere ‘bey’ diye hitap edilen Ahmet bey, 17 yaşında Maraş harbine katılmış, Maraş ve Antep arasında haber getirip götürmüş , çatışmalara girmiş ve gazi olmuştur.
İki nedenden dolayı madalya almak istememiştir. Birincisi; biz namusunu koruduk, vazifemizdi , madalya almak uğruna yapmadık, ikincisi ise; savaşa katılmadıkları halde madalya almaya kalkan bazı kimseleri bildiği için. Cumhuriyet döneminde polislik mesleğini seçer.
Nahsen vur emri verilmiş namlı bir kaçakçıdır. İlkin Ahmet bey Nahseni canlı olarak yakalar; kelepçenin biri kendi bileğinde olmak üzere Nahsen'i kelepçeler. Ahmet bey cüsseli ve yiğit bir adamdır, Nahsen kurtulamaz. Aralarında benzeri bir konuşma geçer: "Ahmet bey, beni senden başka kimse yakalayamaz. Ancak benim burada bir adım, bir şanım var; şu kelepçeyi çöz ben önden gideyim, karakola gireyim; sen arkamdan gel kaçmaya kalkarsam beni vur der". Ahmet bey teklifi kabul eder, Nahsende sözünün eridir, karakola girerek teslim olur.
Nahsen'in davası Ankarada görülecektir, ancak trenden kaçırılır. İkinci kez Komser Ahmet bey Nahsen'le karşılaştığında onu vurarak öldürür. Zamanının İçişleri Bakanlığı Ahmet beye "Korkmaz" soyadını verir ve hatta kanserden ölen ilk eşinin cenazesini devlet töreni ile kaldırır.
Ağıtta Nahsenin öç alacak aslanlarından bahsedilmektedir. Ahmet beyde hazırlıklı olup biri altın kabzalı beylik tabancası ile kısa namlulu altı patlar taşımaktadır. Birgün önü kesilir: Ahmet bey önünü kesen gençe "bak oğlum" der sakin bir ifade ile "benim senin babanla bir husumetim yok, ben Devletin emrini yerine getirdim. Bende boş değilim eğer çekersen ikimizden biri mutlaka ölecek buna deymez" gibilerinden konuşur. Genç silah çekmeye yeltenmeden gider.
Buradaki kişisel yorumum; 1)Genç cesaret edememiştir, 2) Ahmet beye hak vermiştir, 3)Kendisi de ölebilecektir, 4)Eğer kendi öldürür, sağ kalırsa asıl kan davası o zaman başlayacaktır. Ancak öç almak üzere bir daha önüne çıkan olmaz. Ahmet bey geniş ve saygın bir aileye mensuptur. Günümüzde Ahmet beyin 1. ve 4. hanımlarından halen yaşayan oğulları, kızları ve çok sayıda torunları mevcuttur.
Saygılarımla;

Joined: 2007-11-25